Perde, kapatmaya, örtmeye, başka gözlerden saklamaya yarar. Saklayacak bir şeyleri olanlar perde kullanır. Camlara, kapılara, ışık giren yerlere perdeler asılır. Malum biz ışıktan da korkarız. Çünkü ışık insanın uykusunu açar, gözüne gözüne girer ve uyandırır.
Antalya’ya yaz geldi. Her zaman olduğu gibi, bir günde kıştan yaza geçiverdik ve güneşi gördük. Bu yıl kışı kış gibi yaşadık, umarım yazı da çok yakıcı yaşamayız.
Sel suya karışmış bir yağmurdan sonra, gökkuşağından bahsetmek ferahlatır diye düşündüm. Bilirsiniz, yağmur damlaları, güneşin yedi rengini alır da gökyüzünün beline kuşatıverir. Seyrine doyamayız, çocuklar altından geçmeye çalışır, masalları yaşamlarına taşımak için. Hafta sonu işte böylesi bir gökkuşağındaydım.
‘Çivisi çıktı’ deyimi, herkesin bildiği gibi, olumsuzluk için kullanılır. Daha çok da namussuz işleri anlatmak için. Nasıl ki, tutturulmuş tahtaların çivisi çıkınca yerinden oynuyorsa, gizil anlamda da anlatılmak istenen şey budur. Hal böyle olunca, tüm Antalyalıları töhmet altında bırakan ‘Antalya’nın çivisi çıkmış’ sözü, devlet hastanesinin baş ‘Hekimi’ Sadık Özmen’e aittir.
Dirmil’de yaşarken kendime bahçeli bir ev yapmıştım. Planı- programı bana aitti. Bahçesi oldukça geniş, içinde her türlü diyebileceğim çiçek ve ağaç vardı. Dirmillilere evlerinin önünü çiçeklendirmeyi öğretmiştim (Bunu onlar söyledi bana). Bahçeme bir de fıstık çamı diktim. O sırada oradan geçmekte olan bir ormancı “Yanına bir daha dikmezsen meyve vermez” dedi.
Toprağın gökyüzüne yazdığı şiirlerdir ağaçlar, eğer bir ağaç kendi hikâyesini yazabilseydi bir insanın yaşam hikâyesi kadar zengin ve derin olurdu kanımca.
Kış geldi, geçiyor. Bolca yağmur, kar yağacak diye hava raporu tahmincileri müjde verir gibi anlatıyor hava raporlarını. Karlı, yağmurlu havalar, beklenilen ve özlenilen havalar oldu. Çünkü yıllar öncesinde, yani binlerce değil, onlarca yani yirmi otuz yıl öncesinde ise kış aylarında güneşli havalar müjdelenir, özlenirdi.
İklim değişikliğine karşı, ülkelere sera gazı salınımlarını düzenleme yükümlülüğü getiren Kyoto Protokolü, TBMM’de 5 Şubatta, 3 ret, 6 çekimser oya karşın 243 oyla kabul edildi. Böylece protokolü onaylayan ülke sayısı 181oldu.
Yaşadığımız coğrafyayı kötü kullanmaktan dolayı, yeterli deney birikimine sahip olduğumuz halde, bu deneyimlerimizi bilince çıkarıp, olumlu anlamda davranış biçimi olarak, yaşama geçirememek, en önemli insanlık zaafı olarak varlığını sürdürmektedir.
Fırtınaya rağmen, küçük filo 1 Mayıs 1922 günü Trabzon Limanı’na ulaştı. Burada yapılan törenle gemiye Türk bayrağı çekilerek ‘TRABZON’ adı verildi. Sıra gemide olduğu söylenen hazineyi bulmaya gelmişti.