Kategori YAZARLAR

Tavşankanı Çay

Kahvaltı deyince aklımıza önce çay gelir. Sabah kalkınca ilk işimiz ocağa çayı koymaktır. Cemal Süreyya “Kahvaltının mutlulukla bir ilgisi olsa gerek” diyor ya. Benim de sevdiğim kişilerle düşüm hep kahvaltı etmektir nedense. Kahvaltının çayı da keyifliyse değme keyfimize. Ağzımızı yaya yaya “Çay da tavşankanı olmuş hani” demez miyiz? Aslında bu tümceden sonra, midemiz bulanacağına, iştahımız açılır.
TAMAMITavşankanı Çay

Balıkçı

Hani, Simyacı da olduğu gibi, mutluluk bazen ayaklarımızın altındadır… Onu göremeyiz ve yıllarca dönüp dolaşıp aynı noktaya geldiğimizde anlarız... Hayat bazen kısır bir döngüdür aslında... İşte aşağıdaki hikâye de tam bunun gibi...
TAMAMIBalıkçı

Eski Yılın Ardından

Koca bir yıl geldi, geçti daha dün gibiydi oysa. Dünyanın kulağından tutmuş birileri fır döndürüyor. Kimse de ‘Dur, ne yapıyorsun?’ Demiyor ya da diyemiyor. Geçen zaman mı, yoksa biz miyiz? Zamanın umurunda değil bence; ‘geçen gün ömürdendir.’
TAMAMIEski Yılın Ardından

Teknede Greyfurt

Bir arkadaşımla beraber çıktığımız tekne turunda sabahları kahvaltımızda greyfurt dilimlerini değil enine kesilmişini kaşıkla yemeyi tercih ediyorduk. Öğle veya öğleyi geçince salıncaklı alkollü ocağımızda yaptığımız makarna en iyi yiyeceğimizdi. Akşamları,…

TAMAMITeknede Greyfurt

Ülke Çürüyor mu?

Gündüz televizyonu açtığım pek olmamıştır. Geçen gün başka bir yerde gözüm ekrana takılıverdi. Ayşe Kulin ile söyleşi vardı bir kanalda. Ayşe Kulin’e ülkenin genel durumunu sordu sunucu. “Ülke çürüyor” dedi. Nedenlerini de bir bir anlattı. “Münevver Karabulut olayında gördük. Bir kişi, bir genç kızı parçalara ayırıyor, sonra kafasını çöpe atıyor. Elli kişi bu katili koruyor. Patron “Sakla” dedi diye, çalışan saklıyor. Dedesi, nenesi de “Benin bir damlacık çocuğumun üstüne geliyorsunuz” diyor. Bu bir damlacık çocuk ise katil dedi. Bütün bunlara katılmamak mümkün değil elbette.
TAMAMIÜlke Çürüyor mu?

Mektup

Mektup, yazanlar bilir, alanlar daha da iyi bilir ki mektup, yazan ile alan arasındaki sıcacık bir insan ilişkisidir. “Söz uçar, yazı kalır” sözünün en anlam kazandığı yerdir mektup. İki kişi arasında olmasından, içtendir, zamana tanıklık etmesinden de belge niteliği taşır.
TAMAMIMektup

Gole Çetu, Munzur, Mirçika Pepuk

Mazgirt'te suya oturmuş ağlayan babasını çekip alamadı. Her gün, her akşam oğlunun mezarını ziyarete geliyordu. Doğduğunda evini şenliğe boğan oğlu. Bahçesine adına ağaçlar diktiği çocuk. Büyürken onunla boy atan ağacın dallarını okşuyor, kokusunu duymak istercesine kabuklarına yaslanıyordu. Islanıyordu ama akıp giden gözyaşı değil yükselen suydu…
TAMAMIGole Çetu, Munzur, Mirçika Pepuk

Şiddete Karşı On Yıl

Umudunuzun tükendiği oldu mu hiç? Her insanın yaşamında en az bir kez pes ettiği olur. Kadınlar her şeyi konuşurlar, ama özel yaşamlarını kolay kolay başkasına açmazlar. Bu nedenle aile içinde gördükleri şiddeti uzun yıllar içlerinde saklarlar. Mutluymuş gibi yapanların sayısı da az değildir. Sabaha dek dayak yiyip de çocuklarına sesini duyurmayan kadınlar biliyorum.
TAMAMIŞiddete Karşı On Yıl

Fakir Baykurtlu Üç Gün

Fakir Baykurt’un uzaklara gidişinin onuncu yılıydı. Burdur’da 9 – 11 Ekim 2009 günleri, Fakir Baykurt Kültür Sanat Etkinlikleri dolu dolu geçti. Birbirinden ilginç katılımcı ve sanatçılar yer aldı (Öner Yağcı, Alper Akçam, Yüksel Pazarkaya, Bedri Baykam, Kemal Kılıçdaroğlu, Sami Evren, Ahmet Özer, Haluk Erdem).
TAMAMIFakir Baykurtlu Üç Gün