Boğazında düğümlenen hıçkırık olayım...
Unutma beni unutama beni...
Gözlerinden damlayamayan gözyaşın olayım
Unutma beni unutama beni...
Gölgen gibi adım adım
Her solukta benim adım
Ben nasıl ki unutmadım
Sen de unutma beni...
Dergi için ilk yazım olduğundan ötürü heyecan yaptım biraz. Kalbim bir kuş gibi kanatlanıp uçmak üzere. Kanat ve uçmak. Bu iki sözcük aklıma sizlere uçakla seyahat ederken dikkat edebileceğiniz naçizane tavsiyelerde bulunabileceğimi düşündürdü.
Titrek sahillere güneş doğunca,
Gözlerim, görünmez dağları selamlar...
Buruşur elimde bir sarı gonca,
Ruhuma bir çamın şebnemi damlar Ömer Bedrettin Uşaklı
‘Bu bir masal kitabı değil. Masalların hâlâ yaşadığını, fakat Toroslarda nesli tükenmek üzere olan bir Likya Orkidesi kadar çaresiz kaldığını vurgulamak isteyen bir projenin ürünü.’
Anadolu’nun günümüze ulaşan tek Bizans destanı Digenēs Akritēs, Tarih Yurt Vakfı Yayınları’ndan çıktı. Basileios Digenēs Akritēs adlı bir kahramanı konu alan destan, aynı zamanda Anadolu’nun ortaçağına ait önemli bir tarihsel kaynak.
“Beyaz Adam, anası dünyaya ve kardeşi gökyüzüne sanki satın alınabilen veya yağma edilebilen bir mal gibi, koyunlara ve parlak boncuklara davrandığı gibi davranır. Onun bu iştahı ve hırsı bir gün dünyayı yiyip bitirecek ve geriye sadece çorak bir çöl bırakacaktır.” Kızılderili Reis Seattle
Sırtçantam okurları, Kamile Yılmaz’ı Deve Dikeni başlığı altında yazdığı yazılardan tanırlar. Kamile Yılmaz; Burdur ve Antalya’da 28 yıl öğretmenlik yapmış bir eğitim emekçisidir. Bir amatör tiyatroda beş yıl oyunlar oynamış, “Çatallı Köy” oyunuyla da takdirname kazanmıştır.
Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi’nde (Yıl: 2004, sayı: 21/2, sayfa: 171–194), Cumhuriyet Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü’nden Dr. Erdal Eser’in bilimsel yazısını okurken tanıdık bir yerden söz ettiğini anladım. Yazı “Kinolis (Ginolu) Kalesi” başlığını taşıyordu. Burası her yıl Karadeniz kıyısında gezerken önünden geçtiğimiz küçük köy, doğal liman ve arkadaki kale olmalıydı.Yazı ve Fotoğraf Sinan Kılıç / 33. Sayı
Birkaç yıldır Türkiye’nin en doğusu ile en batısı arasında yaptığımız yolculuklarda Karadeniz sahilinden geçiyoruz. Doğu’dan batıya doğru Sinop’tan sonra yol daralıyor, tam bir orman yoluna dönüyor. Genişletilip yok edilmeden önce geçmeli o yollardan. Çünkü herkes el birliği etmiş, nedense bu güzelim yolun genişletilmesine çalışıyor. Karadeniz’in tadına hiç varmadan, Sarp’tan Edirne’ye bir çırpıda geçip gidivermek istiyorlar…
İlk İnka kentlerinden Pachacamac, 4 mil karelik bir alan içinde kerpiç harabelerden, güneş ve ay tapınaklarından oluşuyor. Pachacamac'ta sürdürülen kazılar, Kolomb öncesi dönemde eski Peru'da inşa edilen gizemli piramitlerin sırlarını açığa çıkarıyor. Arkeolojik kalıntılar ve mezarların geniş bir alana yayıldığı Pachacamac'ta, ölüler, geçmişe dair öyküler anlatıyor.