Kategori YAZARLAR

TİM’DE MASUM BİR BEBEKTİ

Almanya bu kışı çok sert geçiriyor. Yıllardır yağmayan kar, sanki bu yılı beklemiş gibi üst üste yığıyor. Hava raporunu izlerken insanın ta içi üşüyor. Öyle bir haber düştü ki ekrana, işte o zaman üşümek neymiş görüverdik. Bütün dünya iliklerine dek ürperdi. Yüreğimizin ortasına kocaman bir çığ düştü. Soğuk mu soğuk, acı mı acı. Hele benim yüreğim, olayın kentini, okulunu öğrenene, torunlarımdan haber alana dek ha durdu ha duracaktı. Haberi alınca sevindim mi? Tabiî ki hayır, hem yok yere giden gencecik fidanlara, hem de masum bir çocukken canavar yapılan Tim’e yandı yüreğim.
TAMAMITİM’DE MASUM BİR BEBEKTİ

Toroslarda Bir Yerleşke: Dirmil

Baharda üç kadın, her işimizi bırakıp Dirmil’e gittik. İş bekler, ama bahar beklemezdi. Hani şu yüzlerce yıllık adını değiştirip ‘Altınyayla’ yaptıkları Dirmil’e. İyi ki de gitmişiz. Bu yıl yağmur bol yağınca, bütün gözeler açılmış. Her yerden kaynak suları fışkırmış. Otlar, çiçekler diz boyu yükselmiş.
TAMAMIToroslarda Bir Yerleşke: Dirmil

Yarpuz (Filiskin)

Yarpuzu bilmeyen yoktur diye düşünüyorum. Yaşar Kemal’in romanlarında önemli bir yeri vardır. Öyle ince anlatır ki, kitabı okurken kokusunu duyar insan. Gerçekten de yarpuzun ferahlık veren bir kokusu, serinlik veren bir görüntüsü vardır. Su kıyılarında alımlı bir gelin gibi her rüzgârda savrulur.
TAMAMIYarpuz (Filiskin)

Yeşil Dallar Kırıldı

Haziran, yeşilin kırk tonunu yansıtan, çiçeklerin her türünü açtıran, tomurcukları coşturan, çiçeği tohuma durduran aydır aslında. Bahar sonu, Yazın başlangıcıdır. Her yürekte bir yenilenme, yeşerme duyumsanır. O nedenle bütün canlılar yeşerir Haziran’da. Bu yeşermenin en çok da şairler, yazarlar farkındadır. Ondandır belki de şairin “Haziran’da ölmek zor” demesi.
TAMAMIYeşil Dallar Kırıldı

Cüzamlı Bir Çocuğun İlk Adı

Seni seviyordum demek geçti içinden. Geç kalmıştı ama yine de sesi çıktığı kadar bağırmak istiyordu. Denedi başaramadı. Sağına soluna baktığında anladı uçurumda olduğunu. Onu seyir terasının altına bile değil kimsenin göremeyeceği hatta korkuyla bile bakmayacakları bir yere öylesine savurmuşlardı. Çaputlarla örtülüydü her yeri. Küçük elleri bakımsız kalmıştı. Hayır, sadece sevgisizlikten yıkılıyordu bütün hayat. Unutulmanın eşiğindeydi o gelmese. Hatta bir anne ve bir erkek karşılaşmasa. Birbirlerinin içine çekilmese sözler! Ne olurdu?
TAMAMICüzamlı Bir Çocuğun İlk Adı

Enosis Gemisindeki Hazine – 2

Fırtınaya rağmen, küçük filo 1 Mayıs 1922 günü Trabzon Limanı’na ulaştı. Burada yapılan törenle gemiye Türk bayrağı çekilerek “TRABZON” adı verildi. Sıra gemide olduğu söylenen hazineyi bulmaya gelmişti. Geminin bütün yükü boşaltıldı. Gemide ki navlunun değerinin, o gün için yüksek bir meblağ olan 250.000 Lira olduğu tesbit edildi. Ancak, dillere destan hazinden bir eser yoktu. Bu arada navlun arasında bulunan daktilo makinesi incelenirken içersinden pırlanta yüzük ve küpeler döküldü. Bu olay sonucunda gemi ne kadar arandıysa da başkaca hazine sayılabilecek değerli bir şeye rastlanmadı.
TAMAMIEnosis Gemisindeki Hazine – 2

Enosis Gemisindeki Hazine – 1

Yıl 1922, Kurtuluş Savaşı’nın en sıcak günleri. Rusya’nın Novrosiski Limanı’ndan Yunan bayraklı Enosis isimli gemi harekete hazırlanmaktadır. Ancak, hareket tarihi son derece gizli tutulmaktadır. Gizli tutulmasının iki sebebi vardır. Bunlardan birincisi kulaktan kulağa yayılan gemi ile Yunanistan’a kaçırılacağı söylenen hazine, diğeri de Türkiye ile Yunanistan arasında süren savaş.
TAMAMIEnosis Gemisindeki Hazine – 1