İstanbul Ayakta!

İstanbul Ayakta!

greenpeace

Kitlesel uyanış onuncu gününde, Gezi Parkı’nın yasadışı yıkımına karşı çıkılmasının ise ikinci haftası doluyor. İki haftadır polisin kullandığı güç inanılmaz boyutlardaydı – çocuklardan yüreği genç büyüklere herkes çeşit çeşit göz yaşartıcı gazdan nasibini aldı. Bu amansız müdahale ülkedeki pek çok kişiyi demokratik hakları adına direnmek üzere bir araya getirdi.

Alışıldık çatışmalarını bir yana bırakan bütün siyasi gruplar, rutin işlerini bırakıp dayanışmaya koşan sivil toplum kuruluşları, ilk günden beri nöbet tutan çevreci örgütler, ezeli rakipleriyle kol kola giren futbol taraftarları; çok farklı görünüş ve inançtaki çeşit çeşit insan – rockçılar, anarşistler, Müslümanlar, öğrenciler, cumhuriyetçiler ve bu güne dek apolitik olmakla suçlanan herkes, yaşam hakkının ve ifade özgürlüğünün hiçe sayılmasına duydukları öfke ve tepkilerini ortaya koymak üzere yan yana barikatlar kurdular.

İstanbul’daki çatışmalar boyunca yakındaki bütün STK’lar ve okullar yaralananlara ve bitap düşenlere kapılarını açıtı, evlerini sığınmaları için insanlara açmak isteyenler pencerelerinden beyaz çarşaflar sallandırdı. Bilgisayar başındakiler tweet fırtınasının içinden kritik bilgileri doğrulayarak göstericilere son bilgileri ulaştırmaya çalıştı; bütün bunlar parktaki nöbetin devamı adına belirleyici oldu.

Nöbetin sürdüğü iki hafta boyunca yaşam hakkını ve ifade özgürlüğünü korumak adına çakılan kıvılcım giderek kitleselleşti, ikinci haftanın ortasına doğru polisin Taksim çevresinden çekilmesine rağmen başta Ankara, İzmir, Adana, Dersim, Hatay, Mersin, Eskişehir ve Rize olmak üzere, sert müdahale artarak devam ediyor. Bu esnada festival havasına bürünen Gezi Parkı için yapılan yorumlar sokakta ve sosyal medyada çeşitli uyumsuzlukların sinyallerini vermeye başladı.

Biber gazı yerine köfte dumanı tüten, binlerce insanın çadırlarda iç içe yaşadığı bir haftanın sonunda, yine de Taksim’in gördüğü en hoşgörülü günlerin yaşandığı ortada.

Çatışmalar sırasında bile provokasyonu engellemeyi başaran bu kitle, Gezi Parkı nöbetinin amacından sapmaması için alınan önlemlerle birlikte meşruiyetini daha da sağlam temellere oturtacak. Devrimci Müslümanların meydanda yaptıkları Kandil gecesi ve cuma namazı ibadetleri, artık paranın geçerli olmadığı park sınırlarından seyyar satıcıların dışlanması, ideolojik hassasiyetlerin çatışmaya dönüşmemesi için herkesin katıldığı sağduyu çağrıları bu ülkede şimdiye kadar deneyimlenmemiş pratikler ve dolayısıyla sürtüşmelerin bazı kanallardan abartılarak sunulması şaşırtıcı değil.

Bankalar ve küresel şirketler gibi bazı hedeflere yönelik vandallıklar yaşandı, buna rağmen dükkânlar yağmalanmıyor, kimse kimseyle kavga etmiyor. Taksim civarındaki duvarlar hükümeti son derece yaratıcı esprilerle eleştirilen yazılarla kaplı, hakaret içerenler ise göstericiler tarafından kapatılıyor. Dükkânlar açık, park ve sokaklar her sabah direnişçiler tarafından temizleniyor.

Bir haftadan kısa bir sürede canlı yayına geçen iki TV kanalı şu anda parkın gerçek yüzünü herkese gösteriyor. Gezi Radyo 101,9 FM frekansından Taksim çevresine, geziradyo.org adresinden de bütün dünyaya parkın sesini duyuruyor. Revirler, kütüphaneler, derslerini kaçıran öğrenciler için eğitim çadırları, günün her saatinde yemek hizmeti nöbetin başından beri imece usulüyle ücretsiz olarak sağlanıyor. Kurulan büyük sahnede film gösterimleri, forumlar ve konserler düzenleniyor, ‘halk’tan başka bir kelimeye sığdırılamayacak çeşitlilikte bir kitle gece gündüz karıncalar gibi çalışarak bu birlikteliğin, bu eşi görülmemiş dayanışmanın devamı için çırpınıyor.

İnsanlığın ve gezegenimizin maruz kaldığı yıkıma dur demek için umut dolu bir diriliş bu, içimizdeki korku duvarının yıkılışına tanıklık ediyoruz. Tüm canlılara duyulan kardeşçe sevginin, kâr hırsı ve açgözlülüğün önüne geçeceği, bir yaşam tarzı doğuyor ve dünyaya örnek olacak. Parktaki insanların en başından beri haykırdığı gibi:

Bu daha başlangıç, mücadeleye devam!

Greenpeace

 

 

Bir cevap yazın