Golf Sahalarına Evet Mi, Hayır Mı?

Golf Sahalarına Evet Mi, Hayır Mı?

On sekiz delikli bir golf sahasını kurmak için en az 750 dönüm arazi lazım. Bu geniş alanda ekosistem yok oluyor. Bazı endemik bitki ve hayvanlar, fauna ve flora yani ‘özel türler’ bir daha geri gelmemek üzere yok oluyor.

Her golf sahasında 30’u uzman olmak üzer en az 250 kişi çalışıyor. Yani iş sahaları açılıyor bölgenin ekonomisine ve istihdama yararı var.

Anayasamıza göre ormanlar sadece ‘kamu yararına tahsis edilebiliyor’. Oysaki ‘golf’ sadece bir grup zengine hitap eden bir spor dalı. Bu sahaların artık halk hiçbir zaman adım atamayacak.

Evet, golf sahalarını kurmak için ağaç kesiliyor ama onların yerine başka yere fidan ekiyoruz (Ama bu arada elbette bu coğrafyadaki ekosistemi tamamen değiştiriyorlar).

Her geçen gün azalan su kaynaklarını düşünün, golf sahalarının sulanması için günde ortalama 9,25 milyon litre su kullanılıyor. Bu sayı 4,7 milyon kişinin su ihtiyacına eşit.

Kaliteli bir çimen örtüsü için bir dönüm golf sahasında yılda 14,5 kilogram tarım ilacı kullanılıyor. Bu zehirli kimyasallar, yeraltı sularını, toprağı hatta nehir ve sonuçta denizleri ve ekosistemi kirletiyor.

Golf turizmi yağışlı ülkelerin bir sporu olmalıdır. Örneğin, İskoçya, İngiltere, Kuzey Amerika ve Japonya. Buralarda düzenli yağmur düşüyor. Türkiye bu gruba girmiyor. Buna karşıt savunma da ise çöl ülkesi Dubai bugün bir golf cenneti olarak gösteriliyor.

Golf turizminden ‘para’ kazanalım, golf için gelen bir turist günde ortalama 1.380 dolar bırakır. İşte bu para ile biz çevreyi de temizleriz (Oysaki en iyi temizlik elbette hiç kirletmemektir).

Belek’te yedinci golf sahası tamamlandı. Oysaki Belek ‘muhafaza ormanları ve fıstık çamı tohum mecrası’ kapsamında ayrıca Türkiye’nin ikinci büyük fıstıkçamı tohum alanı. Belek kıyıları, nesli tehlike altında olduğu için uluslar arası koruma altında olan Caretta caretta üreme alanıdır. Belek, 2872 sayılı çevre kanunun 9. maddesine istinaden 383 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerinin uygulandığı 22.10.1990 tarih ve 90/1117 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla ‘Özel Çevre Koruma Bölgesi’ ilan edildi. Birinci derece sit alanıdır. Belek, ayrıca Anayasa’nın 169. maddenin birinci fıkrasında ‘Devlet ormanlarının korunması ve genişletilmesi için gerekli kanunları koyar ve tedbirleri alır’ denilirken, üçüncü fıkrada ‘Ormanlara zarar verebilecek olan hiçbir faaliyete ve eyleme müsaade edilemez’ hükümleriyle Anayasa’nın koruması altında idi.

Ünlü aktör Amerikalı aktör, Michael Keaton ile Tahiti’nin ana adasının komşusu Monroe Adası’nda tanışmıştık. Eşi ile birlikte bu yeşil adada golf sahası açmak için yetkililerden izin almasının dokuz yıl sürdüğünü belirtti. Büyük pazarlıklar söz konusu olmuş sonuçta bu cennet adada ağaçlar kesilmeye başlamıştı. Ancak karşılığında çok büyük miktarlarda vergi ödediğini söylemişti. Demek ki sakıncaları çok, artık kararı sizlere bırakıyorum.

Bir cevap yazın