Dünya Çevre Günü’nü Yine Kutlayamıyoruz

Dünya Çevre Günü’nü Yine Kutlayamıyoruz

WWF Türkiye, Taksim Gezi Parkı’ndaki ağaçları korumak amacıyla başlayan toplumsal hareketi, sivil toplumun, hiçbir parti ve gruba bağlı olmadan gerçekleştirdiği barışçıl eylemler olarak destekliyor.

WWF-Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Bayar, “Gezi Parkı’ndaki ağaçların korunması amacıyla başlayan eylemlerin toplumsal bir harekete dönüşmesi Türkiye’deki insanların doğa konusuna duyarlılığını da gösterdi. Ne yazık ki bugün Dünya Çevre Günü adına kutlanacak hiçbir kazanımımız bulunmuyor. Ekonomik kalkınmaya dair alınan yatırım kararlarının arkasındaki plan ve projelerin çoğu doğa korumayı ve toplumun gerçek ihtiyaçlarını dikkate almıyor, karar vericiler bunu bir lüks olarak görüyor.”

Bayar “Şehir hakkı (right to the city), şehir sakinlerinin devlet önünde sahip oldukları meşru vatandaşlık sınırları çerçevesinde karar alma mekanizmalarına katılmalarının ötesinde kamusal mekânları kendilerinin kılma hakkını da içerir. Şehir hakkınının da ötesine geçiyor, doğa hakkını ve yaşam hakkını savunuyoruz. 3. Boğaz Köprüsü ve Kuzey Marmara Otoyolu, İstanbul’a 3. Havaalanı, Kanal İstanbul, Orman Kanunu’nda değişiklikler, Kıyı Kanununda değişiklikler, ÇED muafiyeti, korunan alanları tehdit eden yüzlerce HES projesi ve Tabiatı Koruma Kanunu, toplum tarafından sürekli olarak; kendi ihtiyaçları göz önüne alınmadan, fikri sorulmadan, katılımcılık gözetilemeden, şehir hakkı, doğa hakkı ve yaşam hakkı göz ardı edilerek ortaya atılan kanun, plan ve projeler olarak algılanıyor” dedi.

Bayar, “Bugün, birkaç ağacın korunmasına indirgenerek tartışılan Gezi Parkı’nda olanlarla ilgili olarak doğru okunması gereken mesajlardan biri de yıllardır süregelen ve hayatımızı derinden ekleyen bu tür konularda toplumsal mutabakat aranmamasıdır” dedi.

WWF-Türkiye Genel Müdürü Tolga Baştak, “Bütün bu girişimlerin gerisinde yatan ortak nokta, kalkınma ve büyüme adına hepimizi derinden ilgilendiren böylesine önemli kararlarda toplumsal mutabakat aranmaksızın, kararların ekonomik boyutu ile birlikte sosyal ve çevresel boyutları irdelenmeksizin, taraf olduğumuz uluslararası yükümlülükler dikkate alınmaksızın doğa üzerinde her gün yeni bir cephe açarak, sürdürülebilir olmayan bir geleceğe doğru atılan adımlar olmasıdır. Ülkemizin büyümesine, gelişmesine ve kalkınmasına elbette karşı değiliz. Ancak, sürdürülebilirlik ve doğa koruma en az enerji, sanayi, ulaştırma ve finans kadar siyasi karar vericilerin sorumluluk alanı içindedir. Rasyonel çözümler, kısa vadeli maddi beklentilerin karşılanması kadar uzun vadeli sosyal ve çevresel çözümleri de içeren bir senteze dayandırılmalıdır. Aksi takdirde Çevre Günü’nü kutlamak sembolik bir eylem olmaktan başka bir anlam taşımaz” dedi.

wwf sirtcantam

Bir Cevap Yazın