Bulutlar

Uzağa değil, balkona çıkıversem tutunurum o görüntüye, indiremem gözümü yukardan aşağıya. Hep gökyüzüne bakar kalırım. Aynı zamanda sıkıntılardan kaçmak, sorunlardan uzaklaşmak için çok işe yarar. Beni gören komşularım da bakar yukarıya, bir de bana, şaşkınlık üşüşür yüzlerine. Onlar görmezler o renk cümbüşünü, ya da aldırmazlar. Onların şaşkınlığı benim gökyüzündeki gözlerim ve de mutluluğumdur. Ben bulutlardan ayrılamazken, yüzlerce ak kanatlı kuş bana inat gökyüzüne savrulur çığlık çığlığa. ‘Martılar yiyecek buldular’ derim o zaman. Kuşlar kurtarır benim gözlerimden bulutları. Ben kuşlara dalmışken, Venüs gezegeni parlar karşımda. Gökyüzünde olmanın kuruntusuyla çalım atar bana. Bir de bakarım ki, benim renkli bulutların yerini alıvermiş gece mavisi. Ortasında ışıklı bir tepsi, çay götürür sevdiğine peri kızı. Eli göğe değer sanki.

Geçen gün bulutlar çok üzgündü. O denli üzgünlerdi ki, gözyaşlarını kontrol edemeyip ülkemi baştan aşağı alıp savurdular. Belki de bizim yaşadığımız onca acı onlara çok gelmiştir kim bilir? Baksana ülkeye kızlar sularda boğuluyor, sömürü cankurtaran diye yutturuluyor, çocuklar kuzularını otlatırken bombalanıyor. Bulutlar buna nasıl dayansın? Onlar biz mi? Döküverdiler gözyaşlarını, ülkeyi sel aldı.

Ben bulutların bütün renklerini severim. İster kara bulut olsun, ister pembe, turuncu, mor. Hepsi benim gözlerimi alırlar. Anam, işimiz rast gitmediğinde ‘Üstümüzde kara bulutlar dolaşıyor’ derdi. Benim gönlüm olmazdı öyle demesine. Sanki bulutlar üzülmüş gibi gelirdi. Anama uzun uzun anlatmaya kalkardım. Bulutlar olmasa hayatın da biteceğini. Salkım söğüdün yeşeremeyeceğini, mavi denizin kuruyacağını. Anam da gülümser ‘Anladık hocanım, senin bulutlarına laf yok’ derdi.

Bir komşum var Esra diye. Dünya güzeli bir kadın, gökyüzünden inivermiş bir melek. Kanadı yok ama o uyurken kesmiş birileri. Bazen onun da gözleri bulutlanır. İsterim ki o zaman, şöyle sihirli bir silgim olsa, siliversem onun yüzündeki bulutları. Maviye çevirebilsem her şeyi. Mavi mutluluktur diye. Bütün yüzlerdeki kara bulutları indirsem çimlerin üstüne, yağmur olsalar. Kurumuş toprağı sulayıp çiçek açsalar. İnsanlar çiçek toplasa birlikte, kavga yerine.

Gündem çok sert ve acımasızdı. Bu hafta hoş bir yazı yazmak istedim ben de. Ama hani üzüntüden uzaklaşmaya çalışıp da gittiği yere götüren gibi, pek de uzaklaşamadım. Güzel bir yaşam var yaşanılası. Çok acı var dayanılmaz. Kaçmak da göçmek de işe yaramaz. Çözmek gerek elden geldiğince, çözmek hep birlikte. Ben de o zaman rahatça izlerim pembe bulutlarımı. Toplarım güler yüzlü papatyalarımı çocuklara taç örmek için. Ne dersiniz?

Bir cevap yazın