Akçaylı Elmacıların Türküsü

Akçaylı Elmacıların Türküsü

Akçaylı elmacıların türküsünü bilir misiniz? Ya Metin Demirtaş’ı? Sevgili büyüğüm Celal Güzelyürek tanıştırmıştı beni yıllar evvel Antalya’da. Tanışmaktan onur duyduğum insanlardan biridir Metin Demirtaş. Sırtçantam’ın ‘Yeşilgöl’de Bir Gün’ dosyasına koymuştuk Metin Demirtaş’ın bir şiirini.

Ne zaman ilkbahar gelse bu şiiri anımsarım. Akçaylı elmacılar geçer gözümün önünden. Yeşilgöl’e, Akdağ’a tırmanışlarım, sedir ormanlarının asil duruşları kaldı hatıralarda. Yıllar evvel bir gün, yedi doruklu Kragos’un (Akdağ) üzerinden helikopterle asılı vaziyette tam üzerinden geçerken, aşağıdan gelen soğuk havanın bedenimi nasıl etkilediği de gelir aklıma.

Elmalı Ovası’nı en iyi şekilde tanıyan ve ilçeye bağlı Akçay Beldesi doğumlu şair Metin Demirtaş, ‘Hançer ve Lirik’ isimli şiir kitabında (Onur Yayınları 1. Baskı 1984) bölgeyi ‘Akçaylı Elmacıların Türküsü’ şiirinde şu şekilde anlatmış:

İlk cemreler düşer

Küçülür dağların yorganı

Uyanır uykusundan ağaçlar

Derelerde hayıt kokulu

Taze kar suları

Şıvga kızların göğüsleriyle

Kabarır ilk gözler

Açar yıldızı dal uçlarında

İlk çiçekler

Bismillah

Başlar elmacıların korkulu günleri

Hava koklanır, ayaz kollanır

Karacaoğlan düşer dillere

“Arılar da konmaz oldu pürene”

Ve de elma çiçeklerine

“Övsek mi?”

“Sövsek mi? Bu ilaçları icat edene”

Mart dokuzu geçilir

Ebrunun beşi altısı ve yedisinde

Karartır yürekleri

Tezli’den esen setçe bir yel

Fukura babam hep derdi

“Ya ondurur, ya dondurur bu Tezli’nin özgeri”

Bir bulut ağar Akdağ üstünden

Bir çöğür söken fırtına

Yandım Allah!

Gelen yağmur mu, dolu mu?

Nazlanma hadi de Allah

Doluysa

Heder olmuştur emekler

Düğünler kalır bir başka hasada

Solar sandıklarda çeyizler

Kızlar bir düğüm daha atar

Fesleğen kokan

Naftalinli bohçalarına

Cırık kuşları gelmez olur, uçar su uçmaz

Savulur ama tat vermez

Alakepeli’den esen yel

Davulcu isteksiz döver davulu

Zurna zırt der, havanın en keyifli yerinde

Al yazma Zeybeği diz vurmaz olur yere.

Yaşadıkça, birde Celal Güzelyürek’in ‘ben, kurunun yanında yanan yaşım’ deyişini anımsarım. Sırtçantam’ı ilk kurguladığımız günlere, Akdeniz güneşi ile kavrulan Toroslara ve sonsuz Akdeniz maviliklerine selam olsun…

Yazı ve fotoğraf: İsmail Şahinbaş

‘Akçaylı Elmacıların Türküsü’ isimli şiiri: Metin Demirtaş

 

Bir cevap yazın