Yüz Yıllık Yol

Aslında bu yola 153 yıl önce ABD’de tekstil fabrikası işçileri çıkmıştı. Kadınların ilk kitlesel greviydi. Koşulların iyileştirilmesi için grev yapan kadın işçilere polis müdahale etti. Kadınları fabrikaya kilitlediler. O sırada çıkan yangında, 129 kişi oradan çıkamayarak, yandı. Ölen bu 129 kişinin çoğu kadındı. Ve gün Mart ayının sekiziydi. Clara Zetkin’in önerisi de bu günün ‘Dünya Kadınlarının Mücadele ve Dayanışma Günü’ olmasıydı. Bu karar 53 yıl geç alınsa da yerinde bir karardı.

Türkiye’de ilk kez 1921 yılında ‘Kadınlar Günü’ olarak kutlanmaya başlandı. 1975 yılında daha yaygın olarak kutlandı ve sokağa taşındı. Türkiye 1975 Kadın Yılı Kongresi yapıldı.12 Eylül darbesinden sonra dört yıl süreyle herhangi bir kutlama yapılmadı. Her alanda kesilen sesimiz elbette kadın hareketinde de etkisini gösterdi.

Antalya’mızda ise kadın hareketi 1993’te daha belirgin oldu. Sivil toplum örgütlerinin birlikte oluşturduğu Kadın Platformu çok güzel şeyler yaptı. 1997, 8 Mart’ında coşkuyla kutlandı ve 2000 kadın yürüdü. O yıldan sonra bir daha böylesi birlikteliği sağlayamadık. Bölük pörçük, küçük gruplar halinde kutlamalar yaptık. Zaman zaman günün adına takıldık. Küçük ayrıntılar bizi parçaladı. Oysa kadınların parçalanmaya değil, dayanışmaya gereksinimi vardı. Bu yıl artık eski deneyimlerimizden ders alıyor, mümkün olduğunca birlikte eylem koymaya çalışıyoruz. Bundan sonra daha güçlü olacağımızı umuyorum.

2000 yılında Antalya Kadın Danışma ve Dayanışma Merkezi kuruldu. Artık kadınlar yalnız değildi. Dayanışma ete kemiğe bürünmüştü. Şiddet gören kadınlar başvuruyor, yaşama tekrar tutunmaya çalışıyordu. Orada hukuksal, psikolojik danışmanlık yapılıyor, özgüven geliştirici ve farkındalık eğitimleri veriliyordu.

Şimdi de bu on yıllık emeği kitaba dönüştürdük. Kitabın adı ‘Burçak Tarlası.’ Kadınlara adanan bu kitabın bütün geliri de Antalya Kadın Danışma Dayanışma Merkezi’ne bağışlanmıştır. Tanıtımı 13 Mart Cumartesi, saat 14’te ANSAN’da yapılacaktır. Bilindiği gibi burçak hasadı çok zordur. Diğer bitkiler gibi kolayca yolunmaz. Tohumlarının çevresi diken gibi serttir, yolanın ellerini kan içinde bırakır. O nedenle burçak tarlası türküsü insanın yüreğine işler. Ülkemizde kadınların yaşamı tam da bir burçak tarlasıdır.

8 Mart’ın her ne kadar içi boşaltılmaya çalışılsa da, o gün bir hak mücadelesi günüdür. Yoksa tektaş yüzük alınacak ya da lay lay lom geçiştirilecek gün değildir. Bursa’da yanan, Tarsus’ta kamyonun suya yuvarlanmasıyla boğulan, servis diye bir ambarla taşınırken boğulan, tecavüze uğradığı için öldürülen, günde üç kadının ölümüne neden olan sevginin anımsanacağı gündür.

Bu yıl 8 Mart’ın yüzüncü yılı nedeniyle ‘Dünya Kadın Yürüyüşü’ yapılacak. ‘Hepimiz özgür oluncaya dek kadınlar yürüyor’ sloganıyla 8 Mart- 17 Ekim 2010 tarihleri arasında eş zamanlı yürüyüşler yapılacak. Bu yürüyüşün Türkiye ayağı 30 Haziran’da İstanbul’da. Katılmak için şimdiden hazırlığımızı yapmalı, bu yürüyüşün içinde olmalıyız.

8 Mart Uluslararası Kadının İnsan Hakları ve Dayanışma Günü kutlu olsun.

 

 

Bir cevap yazın