Yuvacık’ta Doğa Turizminin Öncüsü Sedat Karaaslan

Yuvacık’ta Doğa Turizminin Öncüsü Sedat Karaaslan

Yolumuz İzmit’e düştü bu kez. Yuvacık Beldesi’nin şirin mi şirin Servetiye Köyü’ne. Taşıyla, toprağıyla, havasıyla ve insanlarıyla tam bir Karadeniz coğrafyası. Ben Kaçkar’ı gezdim. Kaçkar Dağları’nda günlerce oranın insanlarıyla karşılaştım, tanıştım, misafir oldum. Kaçkar insanları da, dağ gülleri gibi, yemyeşil ormanın içinden gürül gürül akan sular gibi, dost ve sıcaktılar. Servetiye coğrafya olarak, insanları olarak tam bir Doğu Karadeniz coğrafyası.

İstanbul’a yakın, İstanbul’dan kaçılabilecek ve sizi alıp Karadeniz Dağları’na götürecek bir coğrafya ararsanız, bu saklı cenneti, İzmit’in, Bursa’nın, Yalova’nın tam ortasında İstanbul’a davetkâr bir eda ile bakan Samanlı Dağları’nın içindeki eşsizliği tanımanız gerekmektedir.

Taksim meydanından “ben bu trafikten, bu karmaşadan, bu gürültü kirliliğinden bir an önce kurtulmalıyım” diyerek E–5 yoluna girince İzmit’i geçip, Gölcük yoluna sapıp, Yuvacık tabelasından yukarılara tırmanın. Yuvacık Barajı’nın tertemiz, masmavi berrak sularına bakarak giderken birden kendinizi eşsiz yemyeşil ormanlarının içinde bulacaksınız. Sık ormanların arasından, gürül gürül akan derede cıvıl cıvıl öten kuş sesleri ile ormanın içindeki bin bir çeşit rengi seyre dalarken yolumuz bizi Kirazdere Vadisi’nin içinde gizlenen bir mekâna götürüyor. Kirazdere’nin gürül gürül akan suyunun kenarında Sedat Karaaslan’ın yerinde konaklıyoruz. Sedat çok can bir insan. Tertemiz, misafir seven dost bir insanoğlu. Bizi kucaklayıp, misafir ediyor.

Sedat’ın yerinde (Karaaslan Tesisleri) her taş, her masa, her bungalov çevreye uyumlu. Sedat’tan öncelikle bulunduğumuz bölgeyi öğreniyoruz. Burası Samanlı Dağları’nın en güzel, en alımlı vadisi. Dev çınar, kızılağaç, ıhlamur, ceviz ve kayın ağaçlarının arasından gürül gürül akan derenin senfonik sesini dinleyebileceğiniz bir yer.

Derenin berrak suyunun eğilip içebileceğiniz tüm derelerin kaynak suyu olan, suların ıhlamur kokulu olduğu bir coğrafya. Ağaç dalları arasından gördüğünüz gökyüzü bir başka maviliktedir burada. Küresel ısınmanın, çevre kirliliğinin, temiz, kirlenmemiş, kuraklaşmamış, bir yer bırakmadığı coğrafyamızda, hele İstanbul’a bu kadar yakın bir yerin olması gerçekten şaşırtıyor bizleri. Samanlı Dağları çok özel, mutlaka korunmaya alınması gereken bir yer. Kuşlarıyla, çiçekleriyle, ormanlarıyla, yaban hayvanlarıyla, insanlarıyla acilen korunmaya alınması gereken bir coğrafya burası.

Sedat Karaaslan, bölgenin ilk turizmcisi. Adeta turizm elçisi. Metropol veya kapitalizmin beyni İstanbul’la İzmit arasındaki E–5 karayolunu boyun olarak düşünüp sıkıversen, Türkiye debelenir. Hem Samanlı Dağları’nın içinde, böylesi bir yeri ne görür ne de bulabilirsiniz. Burası doğanın bize bahşettiği doyumsuz güzellikteki ender mekânlardan biri. Bölge, kendi kendine yeterli olduğundan kapalı bir ekonomik hayat yaşandı yıllarca.

Sedat, dünyaya açılmayı seven, görmeyi, tanımayı seven, yeniliği seven bir insan. Çocukluğundan bu yana hep çalışmış, gözlemci olmuş, insanları tanımış ve meraklı olmuş. Servetiye’nin dışında da bir dünya olduğunu görüp yeni ve farklı yaşam biçimleri olduğunu anlamış. Bilginin anası meraktır. Gelişim ve değişim temelinde merak yatar. Sedat, hep merak etmiş, İstanbul’a yakın, İzmit’in dibinde, Samanlı Dağları’nın içindeki Servetiye Köyü’nün dünyaya nasıl açılabileceğini düşünmüş.

Bir gün Kirazdere kıyısındaki dede yadigârı küçük tarlaya bir havuz yapıp içine alabalıkları atmış. Birkaç havuz birden yapmaya parası yetmediği için tek bir havuz yapabilmiş. Alabalıkları büyütüp satarak para kazanmış ve havuzlarını çoğaltmış.

“Ben doğayı seviyorum, doğayı sevenler de gelip beni buluyorlar. Günlerden bir gün 12 kişilik bir gezgin grubu geldi balıklarımın hepsini yediler. Yandaki komşumdan ödünç masa, tabak, çatal, bıçak alarak gelenleri ağırladım. Şaşırmıştım! Mutluydum! Paraları birkaç kez saydım. Hemen bir çay demledim. Geleni geçeni çağırıp bedava çay dağıtmaya başladım. Çok mutluydum. Dedemin anısına kimseden çay parası almadım. O gün bu gündür bu tesiste çaylar hep bedavadır herkes istediği kadar çay içebilir” diyor gönlü geniş mert adam.”Bu dağları, bu dereyi, bu güzelliği tanıtmalıyım diye düşündüm ve bütün paramı toplayıp Kirazdere kenarındaki Karaaslan Tesisleri’nin bulunduğu yeri aldım”

Anladım ki Sedatsız Samanlı Dağları, Menekşe Yaylası tertemiz kalamaz. Ormanlar, dereler, yaban hayatı, kuşlar, çiçekler korunamaz. Sedat gibi herkes evinin önünü süpürse ülkemizde ve dünyada kirli yer kalmaz.

“Şimdi geldiğimiz konuma bende inanamıyorum” diyor dostumuz.”Benim küçük hayallerim ve bu vadideki diğer turizmci arkadaşlarımla birlikte Yuvacık’a turizm gelir getiren bir işkolu olarak gelmiştir. Bu işin öncü olmaktan hep gurur duydum. Siz bölgenin bugünkü haline bakmayın, burada yıllarca kapalı bir ekonomik hayat yaşandı. Bugün kapalı ekonomiden, ülkemizin turizm ekonomisine katkı yapar bir hale geldik. Bölgedeki ekonomik, sosyal ve kültürel yaşam gelişti”

Sedat’ın merakı, inatla ve sabırla uğraşması Servetiye’yi dünyaya, dünyayı Servetiye’ye açmış.”Benim temel felsefem gelen insanlara iyi bir hizmet vererek bölgeyi tanıtmak, dost kazanmaktır. Çevrede pek çok trekking parkurları var. Buraya gelenler yürümeyi doğayı tanımayı seven insanlar. Onun için sabahları çok özel bir kahvaltı hazırlarız müşterilerimize. Sabah kahvaltısındaki en temel yiyeceklerimiz mıhlama, delibal, köy yumurtası ve ev yapımı reçeller. Çünkü iyi kahvaltı enerji dolu insan rahat yürür, çevreyi daha iyi hisseder”

Sedat, doğaya hayran, kuşlara hayran, çiçeklere hayran… Doğanın dostlarının da vadideki en iyi dostu arkadaşı olmuş. Onunla gelişmiş turizm bölgede.”Beni ilk başladığım zamanda çok eleştirenler oldu. Turizm gelişince bölgenin prensi bile dediler. Eh dostlarım sağ olsun! Benim için önemli olan çevreni neferi olmak. Bu doğa bizim gelecek nesiller mirası. Onu korumak en büyük vazifemiz”.

Ve o konuşurken bu sevdayı hissediyor, anlıyorsunuz. İşte bu yüzden diyoruz ki Sedatsız buralar düşünülemez. Sedat’ı görmez, onunla tanışmazsanız Samanlı Dağları’nı kavrayamazsınız. Karaaslan’ın mıhlamasını, delibalını yemezseniz Samanlı Dağları’nın parkurlarını enerjik yürüyemezsiniz. Biline.

Karaaslan Kamp Tesisleri / 0262 345 01 01

Bir cevap yazın