Van Gölü’nde Seyrüsefer

Nitekim Kanuni Dönemi’nde burada bir tersane yapıldığı bilinmektedir. Gölde önceleri daha çok yelkenli teknelerle taşımacılık yapılıyordu. Çok sayıda tekne limanlar arasında sefer yaparak yük taşıyorlardı. 1654 yılında bu yöreyi dolaşan Evliya Çelebi şiddetli fırtınalar çıkmasına rağmen gölde elli parça geminin faaliyet gösterdiğini ve bunların tüccarları taşıdığını ifade etmektedir. Söz konusu rakamlar abartılı gibi görünse bile Van Gölü’nün her döneminde ticari faaliyetler açısından büyük önem taşıdığı kesindir.

Gölde ulaşımın daha da gelişmesi ise XXI. yüzyıl sonlarında buharlı küçük gemilerin devreye girmesi ile gerçekleşti. Nitekim 1879 yılında Osmanlı tebaasından Abraham Kafafyan ve Artin Sarrafyon isimli iki kişi, Van Gölü’nde vapur işletme imtiyazı aldılar. Bu imtiyaz fermanına göre vapurla yolcu ve eşya taşımak ve eşya yüklü mavnaları çekmek için bir şirket kurulması ve kendilerine kırk yıl süre için imtiyaz verilmesi kararlaştırıldı. Bir nizamname hazırlanarak Van Gölü Şirket-i Osmaniyesi adıyla bir şirket kuruldu. Nizamnameye göre şirket, sayısı ve yeri devlet tarafından tespit edilecek olan iskeleler ve eşya ambarları inşa edecek, şirket öteden beri gölde yelken veya kürek ile sefer yapmakta olan kayıkların faaliyetlerine hiçbir şekilde engel olmayacaktı.

Nizamnamenin diğer birçok şartı ile birlikte bu şartlarda da taraflar yükümlülüklerini yerine getirmedikleri için bu iş sürüncemede kaldı ve sonunda uygulanamadı. Bu sürecin sonucunda bu kez devlet kendi eliyle Van Gölü’nde vapur işletmeye yeltendi.

1897 de Anadolu ıslahatı işi ile görevli Şakir Paşa, Van Gölü’nde vapur işletmek suretiyle Van ve Bitlis vilayetlerinin ticari hayatının canlanacağı, Bargiri (Muradiye) taşına bileceği, Van, Bitlis, Erzurum vilayetlerinde güvenliğin sağlanması ve devamı konusunda da vapur işletmeciliğinin katkı yapacağı düşüncelerinden hareketle başkente müracaat etti. Şakir Paşa ayrıca Van, Bitlis, Erzurum, Erciş, Adilcevaz, Ahlât ve Tatvan’da ticaretin gelişmesinin bu yolla mümkün olabileceğini de beyan etti. Çünkü gölde vapur işletmek sayesinde İran ile Trabzon arasındaki kervan yolu 36 saat kısalacaktı. Böylece İran’dan Trabzon’a giden kervanlar eskisi gibi Bakü üzerinden değil artık doğudan Van-Erzurum güzergâhından geçeceklerdi.

Bu da doğal olarak bu güzergâh üzerinde bulunan şehirlerin ekonomik kalkınmasına önemli yönde katkı yapmış olacaktı. Ne var ki, gerek ekonomik nedenler, gerekse çeşitli ihmaller sonucu bu proje de uygulanamadı. Ancak Van Gölü’nde gemi taşımacılığı konusunda ki girişimler ve çabalar bundan sonraki dönemlerde de devam etti. 1915 yılında bölgeyi işgal eden Ruslar, Tatvan ile Van arasında bazı başka iskelelere de uğrayan bir ulaşım işletmesi kurdular.

Rusların çekilmesinden sonra da etkinliğini sürdüren bu işletme 1928 de Münakalat vekâletine, 1932 de ticaret vekâletine devredildi. 1970 yılında İran ile demiryolu bağlantısının kurulması ile birlikte Van Gölü’nde gemi taşımacılığı yeni bir sürece girmiş oldu. Bu tarihten itibaren Tatvan İskelesi’nden feribotlara yüklenen vagonlar, Van üzerinden Kapıköy’e ulaşarak İran’a geçmeye başladılar. Ulaşımın gelişmesi ticaretin de gelişmesini beraberinde getirdi. Günümüzde TCDD’ye bağlı olarak faaliyetlerini sürdüren işletmeye bağlı feribotlar Tatvan’dan Van iskelesine dört saatte ulaşmaktadırlar ve demiryolu ağı ile tren ulaşımı da mümkün olmaktadır. Doğal güzelliklerin yanı sıra çevresindeki tarihsel zenginlikleri ile de ilgi gören Van Gölü’nün kıyılarındaki tüm kasaba ve kentler düzgün kara yollarıyla birbirine bağlanmaktadır.

1971 yılının sonlarında İran demiryolunun hizmete girmesinden sonra Van Gölü ulaşım konusunda büyük önem kazandı. Bu tarihten itibaren Tatvan İskelesi’ndeki gemi imal atölyesinde Orhan Atlıman, Refet Ünal, Tatvan ve Van isimli vapurlar inşa edilerek ulaşımda önemli bir aşama kaydedildi. Bu gemilerle Tatvan-Van arasında yolcu ve yük taşımacılığının başlaması bölge ekonomisine, turizmine ve sosyal hayatına önemli oranda katkılar yapmaya başladı ve halen bu durum devam etmektedir. Tatvan-Van arası feribot yolculuğu yaklaşık dört saat sürmektedir. Bu süre zarfında yolcular çok keyifli bir yolculuk yapma imkânını elde ederler.

Van Gölü’nün ve kıyılarının olağanüstü güzelliklerini izlemek ve temiz havasını teneffüs etmek bu yolculuk boyunca mümkündür. Özellikle mevsim yaz ise yolculuk daha da güzel bir hal almakta, adeta bir piknik havasına bürünmektedir. Çünkü feribotlar tahmin edilenden daha büyük ve kullanım alanı açısından da bir hayli geniştiler. Gruplar halinde yolculuk yapmak, işi daha da eğlenceli bir hale getirmeye yeter.

Yaz aylarında Van Gölü’nün ve çevresinin serin havasını teneffüs etmek ve berrak gökyüzünü dört saatlik bir feribot yolculuğu ile bütünleştirerek izlemek bir insan için eşsiz bir deneyim olsa gerek. Bir taraftan göl sularının insanı büyüleyen berrak maviliği ve aynı oranda berrak gökyüzü, bir taraftan da göl kıyılarının eşsiz ve yeşile bezenmiş koyları insanı bambaşka bir dünyaya alıp götürür.

Sırtçantam Dergisi 1. sayı〠浣〠瑰㸢ﱂﱴ

Bir cevap yazın