UAEK Raporu da Nükleer Gerçekleri Destekliyor

UAEK Raporu da Nükleer Gerçekleri Destekliyor

Greenpeace’nin Akkuyu’da kurulması planlanan Akkuyu Nükleer Enerji Santrali Projesi ile ilgili açmış olduğu ÇED iptal davası ve nükleere karşı kampanya ile örtüşen UAEK Raporu da Türkiye’de neden nükleer enerji projelerinin hayata geçirilemeyeceğini gösteriyor.

Akkuyu’da kurulması planlanan Akkuyu Nükleer Enerji Santrali Projesi ile ilgili Uluslararası Atom Enerji Kurumu’nun (UAEK) hazırlamış olduğu ve ‘devletin güvenliği’ gerekçesiyle mahkemeden bile gizlenen rapor bugün Hürriyet Gazetesi’nde yer aldı.

Greenpeace, meslek örgütleri, Nükleer Karşıtı Platform ve bileşenleri ile pek çok kurum ve kişinin Akkuyu Nükleer Enerji Santrali ÇED Kararı’na karşı hukuki süreci başlatırken savunduğu argümanlar, UAEK’in 24 tavsiye ve 15 öneri içeren raporunda da yer aldı.

Raporun bütünü, Türkiye’de nükleer enerji planlarının hayata geçirilmesinde, bütünlüklü ulusal bir stratejinin, politikanın olmadığını, nükleer enerji alanında temel yasaların dahi eksik olduğunu, nükleer enerji üretimi açısından en önemli handikap olan atık yönetimi konusunda yasal düzenlemelerin mevcut olmadığına ve personel konusunda yetersizliklere dikkat çekiyor.

Raporda öne çıkan tavsiyeler

– Halkın bilgilendirilmesi ile ilgili ulusal strateji

Rapor, Akkuyu NGS projesi ile ilgili, şeffaflıktan ve katılımcılıktan uzak olan sürece dikkat çekiyor ve halkın her aşamada bilgilendirilmesi ile ilgili ulusal bir stratejinin hazırlanması gerektiğini ifade ediyor.

– Nükleer felaket olursa sorumlu kim olacak?

Enerji santrallerinde nükleer felaket riskinin sıfırlanamadığını belirten ve nükleer tehlikeleri gözeten kurum, raporunda Türkiye’de nükleer bir felaket olması halinde Rus şirketlerini de içeren yasal sorumluluk mekanizmalarının tamamlanmasının gerekliliğini gösteriyor.

– Atık yönetimi ile ilgili eksikler

Atık yönetimi ile ilgili Akkuyu Nükleer Projesi’nde hala belirsizlikler olduğuna, atıkların depolanması ve taşınması sürecinde hukuki düzenlemelerin eksikliğine dikkat çekiliyor.

– Bağımsız kurum yok, TAEK’in yetkileri net değil

Türkiye’de nükleer enerji projelerinin geliştirilmesi ve koordine edilmesi konusunda bağımsız bir kurum olmadığını, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na bağlanan TAEK’in yetkilerinin hala net olmadığını ifade ediyor. Bağımsız bir kurumun varlığının zorunluluğuna dikkat çeken rapor, Türkiye’de kurumlar ile ilgili demokratik bir gerekliliğe işaret ediyor.

1957 yılında kurulan UAEK, Türkiye’nin de üyesi olduğu, nükleer enerji teknolojileriyle ilgili standartların oluşturulması; nükleer enerjinin riskleri ve tehlikeleri konusunda düzenleme, raporlama ve araştırma çalışmaları yapıyor. UAEK’in Türkiye’de nükleer enerji planları ile ilgili hazırlamış olduğu bu rapor, Türkiye’de nükleer enerji santrali kurulmasının neden mümkün olmadığını bir kez daha kamuoyuna gösterdi.

Güncel olmayan projenin kendisi

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı UAEK raporunun güncel olmadığı iddialarını kabul etmiyoruz. Rapor, Tükiye’de politika oluşturulması, ulusal strateji hazırlanması ve diğer eksikliklere işaret ediyor ve bu konular hâlâ güncel.

Güncel olmayan, 1960’larda başlayan proje ile ilgili alınan idari kararlar, 1976’da verilen ve yeni araştırmalara gerek duyulmadan yenilenen yer lisansı ve santral projesinin kendisidir. Bu 40 yıllık süreçte yaşanan felaketlerden hiç ders almayan bakanlık, güncelliğini yitirmiş enerji kaynaklarını desteklemekten vazgeçmelidir.

Greenpeace

 

Bir cevap yazın