Toprağımız Akıp Gitmesin!

Toprağımız Akıp Gitmesin!

tema

Son dönemde yaşanan seller, önemli miktarda verimli üst toprak kaybına neden olmaktadır. Ülkemiz her yıl ortalama 1 mm, 10 yılda ise 1 cm toprak kaybetmektedir. 

Dünyada tarım arazilerinin yıllık ortalama 24 milyar tonu toprak erozyonu sebebi ile yok olurken, erozyon sebebiyle 110 ülke çölleşme tehlikesi ile karşı karşıyadır. Erozyon, toprağın aşınmasını önleyen bitki örtüsünün yok edilmesi sonucu, koruyucu örtüden yoksun kalan toprağın su, rüzgâr veya yerçekimi etkisiyle aşınması ve taşınması olayıdır. Rüzgârla taşınan toprak esas itibarıyla ince kum ve tozlardır. Taşınan kum ve tozlar verimli toprakların üzerini kaplayarak verimli toprakları kullanılamaz hale getirebilmektedir. Hızlandırılmış toprak erozyonunun en yaygın ve etkili olan erozyon şekli, su erozyonudur. Türkiye topraklarının ise, % 90′ı su erozyonu, % 1′i de rüzgâr erozyonuna maruz kalmaktadır.

Yağış ve sellerin toprağa etkisi

Yağmur damlaları büyük bir hızla toprağa düşmekte ve toprak taneciklerini yerinden oynatarak kolaylıkla taşınmasına neden olmaktadır. Suyun çözücü özelliği nedeniyle toprak tanecikleri arasındaki bağlılık azaldığında, yağmur damlalarının etkisi daha da artmaktadır. Arazi eğimi ile artan su akışı erozyonu şiddetlendirmektedir.

Su ile taşınan toprak, yağış şekline, miktarına, şiddetine, arazinin topoğrafik yapısına, bitki örtüsüne, arazi kullanımına ve toprak özelliklerine göre değişmektedir. Türkiye’nin topoğrafik yapısı çok engebelidir ve bu nedenle % 90’ınında değişik derecede su erozyon görülmektedir. Türkiye’de eğimin % 15’in üzerinde olduğu orta ve şiddetli erozyon görülen alan % 65’ini oluşturmaktadır.

Neden verimli topraklar kaybedilmektedir?

Toprak ekosisteminin en hayati kısmı, bitki beslenmesinde büyük önemi olan organik maddenin biriktiği, ayrıştığı ve su ile birlikte bitkinin köklerine ulaştığı toprağın üst kısmıdır. Toprağın üst kısmı, toprak ekosisteminde önemli yeri olan binlerce canlının yaşadığı, toprağa hayat veren kısmıdır.

Verimli üst toprağın yüzey suyu ile taşınması ile oluşan sedimentler, erozyonla kaybedilen toprak miktarı açısından önemli bir göstergedir. Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın 2013 yılı verilerine göre Türkiye havzalarında 78.318.707,02 hektar alanda taşınan sediment miktarı 2.381.678.249,78 ton / yıl’dır. Denize ulaşan sediment miktarı 557.189.776,04 ton / yıl, Türkiye havzalarında baraj ve göller tarafından tutulan miktarı ise 937.967.885,80 ton/yıl’dır. Ülkemizde erozyonla taşınan toprak miktarı 814.599.670 m3 / yıl’a ulaşmaktadır. Başka bir deyişle, Türkiye her yıl ortalama 1 mm, 10 yılda ise 1 cm toprak kaybetmektedir.  1 cm toprağın oluşması ise 300 – 400 yıl sürmektedir.

Orman ve meraların erozyonu önlemedeki rolü

Erozyonun önlenmesinde orman ve meraların büyük rolü bulunmaktadır. Örneğin; Çin’de Sarı Irmak ve Hindistan’da Ganj Nehri, dünyanın en çok toprak taşıyan akarsularıdır. Dünyada en yüksek debiye sahip olan Amazon Nehri ise, diğerlerine oranla en az toprak taşıyan akarsudur. Çünkü Amazon ve kollarının su toplama havzaları zengin bitki örtüsü ve ormanlarla kaplı bulunmaktadır ve topoğrafik yapısı diğer nehirlere göre daha azdır.

Türkiye’de ormanların % 49’u bozuk orman olarak nitelendirilmektedir. Bu alanlarda ormanların tepe örtüsü toprağın % 10’undan daha azını örtmektedir. Bu nedenle eğimli arazilere sıkışmış durumda olan ormanlarımızın % 54’ünde erozyon görülmektedir. Toprağı yağmur damlası etkisinden koruyan, üzerindeki bitki örtüsüdür. Meralarımızın % 64’ü yeterli bitki örtüsünden yoksun olduğundan, erozyon tehdidi altındadır. Bitki örtüsü açısından en yoksun alanlar olan tarım alanları, erozyona en hassas arazileri teşkil etmektedir. Orman ve meralara göre daha az eğimli arazilerde bulunmasına rağmen Türkiye’de tarım alanlarının % 59’unda erozyonla verimli topraklar kaybedilmektedir.

Toprakla birlikte yaşamımız da yok oluyor

Yağış miktarı ve şiddeti, erozyon hızını belirleyici role sahiptir. Bu yüzden son yıllarda yaşanan seller, önemli miktarda toprak kaybına neden olmuştur.

Türkiye’de iklim değişikliğinin bir sonucu olarak sağanak yağış ve sellerde son dönemde önemli artışlar gerçekleşti. 2000 – 2012 yıllarında yaşanan 484 adet sel sonucu, 308.894 hektar tarım alanı sular altında kalırken, 229 can kaybı yaşandı. Seller yüzünden, ekili – dikili araziler zarar görmekte, verimli araziler uzun süre su altında kalmakta ve arazi yüzeyleri çamur tabakasıyla kaplanarak uzun süre ziraat yapılamaz hale gelmektedir. Yolların, köprülerin, enerji ve haberleşme hatlarının, içme suyu, kanalizasyon ve yağmur suyu şebekelerinin, ziraat alanlarının ve sanat yapılarının zarar görmesi büyük bir milli gelir kaybına yol açmaktadır. Bütün bu zararlı etkilerin ötesinde, en önemli sorunların başında toprak kaybı gelmektedir. Erozyon sebebiyle verimli üst toprak kaybı, önemli ve ivedilikle önlenmesi gereken büyük bir sorundur. Unutmamalıyız ki, gezegendeki tüm canlılarla birlikte bizim de yaşamımızın sürekliliği toprağa bağlıdır.

TEMA Vakfı

 

Bir cevap yazın