Toprağa Yakın Olmak Demek

Toprağa Yakın Olmak Demek

Toprak ana deriz hep ona. Ana gibi kutsaldır çünkü. Türk ve Altay mitolojisinde ve halk inancında Toprak Tanrıça’dır. Türk mitolojisinde evrenin ruhudur toprak ana. Bu yüzdendir ki tarihinde Türk Milleti kutsal saymış toprağını. Üzerine bassak ta, utanmak bilmeden çöplerimizi atsak ta, bizi tep baş tacı yapmıştır.

Bağrında yeşerttiği otları yavrusuna verdiği ilacı, barındırdığı sayısız mikroorganizmalar da yavrusunun ihtiyacı, besin zincirinin yegâne deposudur. Çimlenen tohumlar için bir başlangıç, mikroorganizmaların barınağı, ömrünü tamamlayanlar için yeni başlangıçlara bir kapıdır toprak. Bu yüzden belki de doğada ziyaretçileri hiç bitmeyen en işlek caddedir o. Değerini bilene kat kat verir bereketini, sırtını dönüp gidenden alır ihanetin bedelini. İlkbaharda yeni gelin gibi sizi karşılar, nice yavrular verir yaza kadar.

Toprağa yakın olmak demek, ona dokunmak, onu düşünmek, hak ettiği değeri vermek ve korumak onu. Yakın olursanız toprağa bir o kadar uzun yaşarsınız beklide. Yalınayak dolaştınız mı siz hiç toprağın üstünde? Elektrik yüklerinizi alır, stresinizi dağıtır. Hangi dost stresliyken rahatlatır sizi bu kadar.

Temizleyicidir toprak, ninelerimiz daha bulaşık deterjanı icat edilmeden kil ile yıkardı esvaplarını. Doktor yüzü görmeyen dedelerimiz kil basıyordu sızlayan yaralarına antimikrobiyal olarak. Nur yüzlü ninemin makyaj çantasına hiç benzemeyen mendil çıkısında saklıydı güzelliğinin sırrı kil. Gelin bacı türkülere konu olan höllük elerdi beşikteki yavrusuna. Ne höllük kaldı ne çömlek, hayal oldu şu binaların arasında toprağı görmek. En acısı sellerle nasıl akıp gittiğini, yok oluşunu seyretmek.

Tüm minerallerin kaynağı onda. Mineraller değil mi ki omurgamızın temeli. Bizi dik tutan. Uzaklaştığınızda topraktan o da sırtını döner size. Bir yağmur sonrası içinize çektiğiniz kadar, hasretini çekersiniz kokusunun. Belki de zıt kutupların çekmesi gibi eğriltir belinizi ağrıtır dizinizi ve yıkılır düşersiniz ona, içine çeker sizi bilemezsiniz. Öyleyse sımsıkı sarılmak lazım toprak anaya. Akıp gitmesini önlemek, bilinçsizce kullanımının önüne geçmek ve nimetlerini tanımak gerek.

Toprak daha nice nimetler verir ki bize, anlatmaya kalksam bitiremem yazık olur size. Âşık Veysel’in toprağı anlatan mısraları dolanıyor yazının başından beri kulağımda. Sabırsızlıkla bekliyor sazı elime alıp tellere vurmamı ve sayfalara bedel şu mısraları mırıldanmamı:

Dost dost diye nicesine sarıldım
Benim sadık yârim kara topraktır
Beyhude dolandım boşa yoruldum
Benim sadık yârim kara topraktır

 

Nice güzellere bağlandım kaldım
Ne bir vefa gördüm ne faydalandım
Her türlü isteğim topraktan aldım
Benim sadık yârim kara topraktır

 

Koyun verdi kuzu verdi süt verdi
Yemek verdi ekmek verdi et verdi
Kazma ile dövmeyince kıt verdi
Benim sadık yârim kara topraktır

 

Âdemden bu deme neslim getirdi
Bana türlü türlü meyva yetirdi
Her gün beni tepesinde götürdü
Benim sadık yârim kara topraktır

 

Karnın yardım kazma ile bel ile
Yüzün yırttım tırnak ile el ile
Yine beni karşıladı gül ile
Benim sadık yârim kara topraktır

 

İşkence yaptıkça bana gülerdi
Bunda yalan yoktur herkesler gördü
Bir çekirdek verdim dört bostan verdi
Benim sadık yârim kara topraktır

 

Havaya bakarsam hava alırım
Toprağa bakarsam dua alırım
Topraktan ayrılsam nerde kalırım
Benim sadık yârim kara topraktır

 

Dileğin var ise iste Allah’tan
Almak için uzak gitme topraktan
Cömertlik toprağa verilmiş Haktan
Benim sadık yârim kara topraktır

 

Hakikat ararsan açık bir nokta
Allah kula yakın kul da Allah’a
Hak’ın gizli hazinesi kara toprakta
Benim sadık yârim kara topraktır

 

Bütün kusurlarımı toprak gizliyor
Merhem çalıp yaralarımı tuzluyor
Kolun açmış yollarımı gözlüyor
Benim sadık yârim kara topraktır

 

Her kim ki olursa bu sırr-ı mazhar
Dünyaya bırakır ölmez bir eser
Gün gelir Veysel’in  bağrına basar
Benim sadık yârim kara topraktır

Fotoğraf: Ahmet Bostan

Bir cevap yazın