Susesi; Kahvaltı Ötesi Bir Mekân

suses-8

Sadece Gündüzbey’in değil, Malatya’nın ve hatta bölgenin değil Türkiye’nin en gözde kahvaltı mekânlarından biri ve hatta birincisi. İlk defa gidenlerin: “Çok yer gördüm, gezdim ama böylesini görmedim!” sözleri dökülüyor dillerinden gayri ihtiyari…

suses-2

Şair ruhlu Gündüzbeyli bir ‘delinin’, Zekeriya Çorlu’nun, Türkiye’ye kazandırdığı bir marka; Susesi… Kahvaltı ötesi bir mekân… Doğal kahvaltı ürünleriyle mideye, yeşil dokusuyla göze, temiz havası ile ciğerlere, su sesleriyle kulaklara, manzarası ile ruhlara hitap eden doyumsuz bir mekân…

suses-4

Susesi’nin hikâyesi

Zekeriya, Turgut Özal Tıp Merkezi’nde santral memuru. Yıllarca günde 3 bin kişinin üzerindeki çağrılara cevap vermiş. Ama memurluk ve santral görevlisi olmak kahramanımızı sıkmış. Girişim ruhu içinde hep canlı kalmış. Hayalinde hep proje üretmek, bir gün herkesin kahvaltı yapmak için can atacağı bir mekân yaratmak var…

 

Bundan tam 24 yıl önce ilk kazmayı vurmuş Ağcapınar Mevkii’ndeki özel bahçesine. Gören komşular demiş ki, “Hayrola komşu bahçeni mi yıkıyorsun, ne arıyorsun?” Alaycı bir üslupla tabii. Zekeriya, kendisine takılanlara hep şöyle cevap vermiş: “Hazine arıyorum!”

suses-3

 

Memur maaşıyla işe koyulmuş. Dişinden tırnağından artırarak inşa etmeye başlamış, yedi yıl aradan sonra tesisin tabelasını çakmış: Susesi… İlk günler birkaç kişi gelmiş. Kazandıkça yerini büyütmüş. Sonunda adım adım zirveye ulaşmış. Şimdi akın akın Susesi’ne geliyorlar. Ünlüsü de ünsüzü de. Zengini de fakiri de. Susesi, zamanla, Malatya’yı tanıtmak amacıyla şehre gelenlerin; belgeselciler, TV yapımcıları, gezginler, yemek uzmanlarının uğrak yeri olmuş…

Şimdi kendisine zamanında ‘deli’ diyenler mesire yeri açmaya başlamış. Susesi’nden sonra açılan mesire yeri sayısı 26’yı bulmuş. Şimdi siz karar verin bizim Zekeriya deli mi yoksa veli mi?

Yemeklik değil sanki seyirlik

Sofra mükemmel. Balından kaymağına, reçelinden peynirine her ürün doğal ve organik. Market ürünlerinin hiç birini tesisine sokmuyor. Krallara layık sofra karşısında bizim İsmail az daha küçük dilini yutacaktı. Yemeklik değil seyirlik sanki…

Zekeriya yanımıza oturdu. Sofraya kendi kaleme aldığı şiirlerle ruh ve canlılık kattı, Susesi’nin hikâyesini anlattı. Kahvaltı bahane sohbet şahane. Susesi, Zekeriya’nın şiirleri, türküleri, hikâyeleri ile bambaşka bir anlam kazanıyor. Çoooook uzak diyarlara yelken açıyor, kahvaltı masasından bulutlar ülkesine göç ediyorsunuz…

Kahvaltı mı? Sırası mı şimdi çay doldurmanın? Çay buz gibi olmuş, getir oğlum yeni bir demlik!

suses

Şiir eşliğinde kahvaltı

Susesi… Sadece kahvaltı mı?

Zekeriya’nın sesi… Şiiri ve hikâyeleri…

Sırf Zekeriya’yı dinlemek için bu olağanüstü mekâna uğrayın…

‘Üç ses çok hoştur’ deyimi meşhurdur… Su sesi, para sesi ve kadın sesi… Ancak bizim Zekeriya yıllardır hep su sesinde kalmış… Su sesini bozmamak için para sesine ve kadın sesine kulak vermemiş…

Yani sizin anlayacağınız Gündüzbey’deki ‘Susesi’ hâlâ su sesi…

Yazı: Alişan Hayırlı, fotoğraflar: İsmail Şahinbaş