Suları Biz İçiyoruz!

Derelerin Kardeşliği Platformu Bildirisi

Sayın Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun, çeşitli basın – yayın organlarında yer alarak kamuoyuna yansıyan derelerimiz, sularımız ve HES projelerine ilişkin açıklamaları bizleri bir kez daha hayrete düşürmüştür.

Sayın Bakan’ın yapmış olduğu iki farklı açıklama, olaylara ne kadar hakim olduğunu, nasıl ‘rant’ penceresinden baktığını, bilgi sahibi olmadığını veya yanlış bilgilendirildiğini, yasa ve yönetmelikler ile yargı kararlarını nasıl yok sayarak görmezden geldiğini, bakanlığının kuruluş ilkeleri ve asli görevlerini nasıl geri plana ittiğini, halk kitlelerinin demokratik, Anayasal ve hukuksal tepkilerini nasıl yok saydığının en açık göstergesidir!

Sayın Bakan’ın son olarak Iğdır’da yaptığı açıklamalardaki suçlamaları, üzerimize almadığımız gibi eğer bizleri de kastederek bu açıklamaları yaptı ise aynen kendisine iade ediyoruz.

HES’lerle ucuz maliyete elektrik üreteceklerini söyleyen Sayın Bakan’ın, bakanlığının sorumluluklarının hangi çerçevede olduğunu karıştırdık. Kendisi Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı veya Maliye Bakanı mı yoksa Çevre ve Orman Bakanı mıdır?

Evet, bizler bulunduğumuz bölgelerde HES’lere karşı mücadele eden insanlar olarak yüzyıllardır atalarımızın yaşadığı, koruyup kolladığı ve bizlere kadar ulaştırdığı, vadilerimizde akan derelerimizin etrafında oluşturduğumuz doğal yaşam alanlarımızı, tarihi, sosyal ve kültürel değerlerimizi koruyarak, toprağımıza, suyumuza, havamıza ve yaşamsal kaynaklarımıza sahip çıkarak, gelecek nesillerimize ulaştırma rantının peşindeyiz!

Evet, HES’ler bugüne kadar gördüğümüz, yaşadığımız uygulamalar doğrultusunda zararlıdır. Bütün bu değerlerimizi, çevreyi, ormanlarımızı, derelerimizi, vadilerimizi, doğal yaşam alanlarımızı ve bunların yanında da yasa ve yönetmeliklerle hukuku da katletmektedirler.

Evet, HES’ler su kaynaklarımızı tüketerek, yok etmekte, yeraltı sularımızı, içme sularımızı, derelerimizi tünellere hapsederek, bütün ekosistemin olduğu kadar insanların da ulaşma hakkı olan sularımıza ulaşım hakkını engellemektedirler.

Evet, Sayın Bakan, aylardır bu konudaki yalan yanlış beyanlar, bilgilendirmeler sizlerin sayesinde kamuoyunu yanıltmaktadır! HES’lerin sularımızı nasıl tükettiğini görmezden gelerek, ‘ucuz ve temiz enerji kaynağı elde etme’ hikâyeleri ile her türlü yalanlar söylüyorsunuz!

Evet, Sayın Bakan, bizler de buradan şunu net bir şekilde belirtmek isteriz ki, bütün HES’leriniz su tüketmekte, suyu kullanmakta, sadece suyun gücünden istifade etmemektedir. Eğer böyle olmasa idi, aynı vadi üzerinde onlarca HES projesi, kilometrelerce su iletim tüneli, dinamitleme, taşocağı gibi çalışmalara göz yummazdınız! Bütün bunlar için HES’lere karşı çıkmak en temel ve en doğru yaklaşımdır.

Evet, Sayın Bakan, sizin dediğiniz gibi Türkiye genelinde bin 500, 2 bin HES yok! Türkiye genelinde, DSİ, Enerji Bakanlığı ve EPDK verilerine göre şu anda yurt genelindeki dere ve vadilerimiz üzerinde, 2009 yılı sonu itibarıyla kamu ve özel sektör’e ait 187 adet HES işletme halinde bulunmakta. Mayıs 2010 verilerine göre ise inşa çalışması devam eden 145 ve proje aşamasında olan 1.576 da HES bulunmakta, bunların toplam sayısı ise 1.721 olarak belirtilmektedir. Planlanmakta olan diğer 325 HES projesi ile birlikte bu sayı 2.046 olmakta, Bakanlıkların verilerine göre ülke genelinde yapılması planlanan HES sayısı ise 2.300’lere ulaşmaktadır.

Doğu Karadeniz Bölgesi’nde, işletmede bulunan, inşa ve proje aşamasında olan ve de yapılması planlanan ve ülkemiz enerji ihtiyacının % 3 – 4’ünü karşılaması hesaplanan HES sayısı 700’ü bulmakta. Bunlardan 169’u Trabzon’da, 123’ü Rize’de, 176’sı Artvin’de, 82’si Giresun’da, 63’ü Ordu’da, diğer HES projeleri ise Erzurum’un Doğu Karadeniz’e yakın İspir ve Tortum gibi ilçeleri ile Gümüşhane, Bayburt, Samsun, Amasya, Tokat, Sinop ve Çorum’da bulunmaktadır. DSİ verilerine göre, inşa halindeki 145 HES’ten 41’i Trabzon’da, 25’i Artvin’de 23’ü Rize’de, 12’si ise Giresun’da bulunuyor. Edindiğimiz bilgilere göre, Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından bu güne kadar 96 proje için ‘ÇED Olumlu’ raporu verildi. ÇED inceleme işlemleri devam eden 120 projenin daha bulunduğunu öğrenilirken; ‘ÇED Gerekli Değildir’ kararlarındaki yetki İl Çevre ve Orman Müdürlükleri’ne ve dolayısıyla valiliklere devredildiği için henüz net bir sayıdan söz edilememektedir!

Bu projelerin yanında ayrıca Doğu Karadeniz Bölgesi’nde 2 bin de mikro HES kurulması için Doğu Karadeniz Küçük HES Kalkınma Projesi adıyla yeni bir proje başlatıldı.

Görüldüğü gibi, Sayın Bakan’ın dediği gibi ülke genelindeki HES sayısı bin 500, 2 bin değil, 4 bin 500’leri bulmaktadır.

Bütün bunların yanında Sayın Bakan, ülkemizdeki üretimde meydana gelen % 17–20 düzeylerindeki kayıp-kaçak oranını hiçbir şekilde hesaba katmamaktadır!

Ayrıca Sayın Bakan, “Bunun iki tanesi yanlış yaptı diye hepsini karalamak doğru olmaz. Yanlışlık yapan varsa ceza verip, kapattırıyoruz” şeklinde ifa〠浣〠瑰㸢ﱂﱴﱧ潤慬琿洿欠棢攠政汫ⱥ欠棢㬲6tContentID

￰tCategoryID 
￰ClassID￶￿㿿Priority
￰Header￶￿㿿Spot￶￿㿿SpotImage ￶￿㿿SpotFlash ￶￿㿿SpotVideo ￶￿㿿SpotMusic ￶￿㿿Content￶￿㿿MemberOnly
￱Labels￶￿㿿PostFile￶￿㿿PostTarget
￶￿㿿CreateDate
]CreateUser

￰EditDate]EditUser
￰StartDate ]EndDate]tSiteID
￰tLanguageID 
￰Approval￱R1￶￿㿿R2￶￿㿿R3￶￿㿿R4￶￿㿿R5￶￿㿿R6￶￿㿿R7￶￿㿿R8￶￿㿿R9￶￿㿿R10￶￿㿿R11￶￿㿿R12￶￿㿿R13delerde bulunmuştur ki, bunun ne derece doğru olduğu da bilinmemektedir! Eğer böyle bir uygulama yapıldı ise kaç tane HES projesine ceza verildiği ve kaç projenin kapattırıldığını ve bunların hangileri olduğunu da açıklaması gerekir.

Öte yandan, daha önceki günlerde DSİ Toplantı Salonunda Ekonomi Gazetecileri Derneğinin düzenlediği ‘Küresel Isınma Kurultayı’nın açılışında konuşan Bakan Eroğlu, iklim değişikliği ve küresel ısınmanın failinin de mağdurunun da insanlar olduğunu söylerken; “Dereleri, suları satmadık. Sadece suyun kullanım hakkını sattık. Bu santraller suyu azaltmaz, tüketmez. Sadece suyun gücünden istifade ediyoruz. Değerli basın mensupları, lütfen gaza gelmeyin. ‘Sular satılıyor, peşkeş çekiliyor, dereler kuruyor’… Kardeşim, o dere zaten yazın kuruyor, yani su vardı da biz mi içtik?” şeklindeki ifadelerle adeta bölgelerinde HES’lere karşı mücadele eden köylülerimizle alay ederek, halk tepkilerini hiçe saymıştır. Ve aynı zamanda HES projelerine yatırım yapan girişimcileri de aynı şekilde büyük bir yanılgının içerisine düşürmüştür.
 

Evet, Sayın Bakan, O suları siz içemezsiniz! Derelerimizin suları, elinizde kalacak HES projeleri gibi boğazınızda kalır! O suları biz, derelerin etrafındaki vadilerimizde doğal yaşam alanlarını oluşturan, tarihi, kültürü ve sosyal ilişkilerini oluşturan insanlar olarak biz içtik! Derelerimizi koruyup kollayarak gelecek nesillere taşıma azmindeki bizler içiyor ve içmeye devam ediyoruz. Çünkü damarlarımızdaki kan gibi bizlere, doğamıza, ekolojik dengeye can veren, hayat veren bu derelerde akan sular bizlerin yaşam ve var oluş kaynağıdır!

Bizler için yaşam kaynağı olan derelerimizde akan sularımızı, bunun için ticari bir mal, enerji üretim kaynağı olarak bir meta şeklinde göremezsiniz! Sularımızı o nedenle satamaz, peşkeş çekemez ve kurutamazsınız! ‘Suyun kullanım hakkını sattık’ ifadesinin başka bir anlamı yoktur! 49 yıllığına yapılan bu anlaşmalarla kimlerin gaza geldiği apaçık ortadadır.

‘O dere zaten yazın kuruyor’ ifadesini bilinçli bir şekilde kullanan Sayın Bakan, nasıl oluyor da zaten kuruyan bu derelerimiz üzerinde 2 bin 300’lere varan sayıda HES projesi kurulması için çaba sarf ediyor? Diretiyor, dayatıyor ve hararetli bir şekilde savunuyor? Kuruyan derelerden nasıl bir enerji potansiyeli bekliyor?

Binlerce HES projesine yatırım yapan firmalara da bunları söylüyor mu Sayın Bakan? Derelerimizde, vadilerimizde, sularımız üzerinde doğal yaşam alanlarımıza geri dönüşümsüz zararlar vererek yok eden, adeta bir dere ve vadi soykırımı yaşatan, rant hesapları ile derelerimize saldıran, vahşi kapitalizmin maşası firmalar, bu projelerde enerji üretemeyince ne yapacaklardır?

Sayın Bakan, bu açıklamaları ile bu firmalara ileride devlet aleyhine tazminat davası açma yolunu da açmış olmuyor mu?

Madem bu derelerde su yoktu, yazın kuruyordu da, ne diye bunca HES projesini dayadınız bu vadilere, derelere. Hangi akılla, hangi mantık, hangi hukuk, yasa ve bilimsel raporlarla geliştirdiniz bunca projeyi?

Alaysı bir şekilde kullanılan, “Yani su vardı da biz mi içtik?” ifadesi ne anlama gelmektedir? Bizler, adının önünde akademik unvan bulunan bir siyasetçiye, Bakan’a, bir Profesör’e bu açıklamaları yakıştırmakta oldukça zorlanıyoruz! Onca yatırım, su kullanım hakkı anlaşmaları, üretim lisansları, projeler, firmaların umutlarının karşılığı bu mudur? Doğal yaşam alanlarımızın, hukukun, dere ve vadilerimizin katledilmesinin, yargı kararlarının yok sayılmasının, tarihi, kültürel ve sosyal değerlerimizin yok edilmesinin karşılığı, bu alaysı tutum mudur yani?

Sayın Bakan’ın bu açıklamalarını, Çevre ve Orman Bakanlığı’nın tarihine ‘kara bir leke’ olarak not ettik!

Çevre ve Orman Bakanı Eroğlu’nun bu açıklamaları, zamanın Sayın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler’in 2 Ağustos 2008’de yaptığı açıklamada söz etmiş olduğu ‘Su boru hatları’ projesinde olduğu gibi bölgemizin sularının boru hatları ile başka taraflara nakledileceğinin bir başka anlatımıdır!

Bakan Güler’in, “Dünyanın bir ucundan diğer ucuna boru hatlarıyla petrol, gaz taşınıyor. Bizim suyumuz boşa akıyor. Bu kabul edilebilir bir durum değil. Bunun için, boru hatlarını ülkenin su ihtiyacının karşılanmasında kullanmak istiyoruz. Su boru hatları kuruyoruz” açıklamalarının karşılığıdır bugün HES projelerinde yaşanan!

Bu nedenledir ki bizler, Derelerin Kardeşliği Platformu olarak, HES’lere karşı sürdürdüğümüz demokratik ve hukuksal mücadelemizi, Anayasal haklarımızdan, hukukun üstünlüğüne olan bağlılığımız ve demokrasiye olan inancımızdan aldığımız güç ile bütün projeler durdurulup, su kullanım hakları ile üretim lisansları iptal edilinceye kadar devam ettirme azim ve kararlılığındayız!

Ömer ŞAN

Derelerin Kardeşliği Platformu Dönem Sözcüsü

Fotoğraf: İsmail Şahinbaş

Bir cevap yazın