Rainbow Warrior, Mavi Yüzgeçli Orkinoslar ve Akdeniz

Tam da bu yüzden, Rainbow Warrior, Akdeniz’deki mavi yüzgeçli orkinosların tükenmesini önleyebilmek için yıllardır sürdürdüğü kampanyanın devamı olarak Malta’dan denize açıldı. Akdeniz’in genelinde hava koşulları günlerdir oldukça sert. Akdeniz ve Kuzey Atlantik’in en değerli türlerinden biri olan mavi yüzgeçli orkinoslar için bu iyi haber. Aksi takdirde bugünler orkinoslar için zor günler başlamış olacaktı. Bu inanılmaz hızlı ve büyük canlılar, soylarını devam ettirebilmek için tam da bugünlerde, Mayıs ve Haziran aylarında, yaşamlarının en kritik zamanını geçirmek için Akdeniz’e geliyorlar; üremeye. Tabi bu sırada onlarca, yüzlerce balıkçı teknesi, en son teknoloji ile donatılmış bir şekilde, tüm Akdeniz’de acımasız ve açgözlü bir savaşa başlıyorlar; mavi yüzgeçli orkinosları yumurtlama zamanlarında ve alanlarında avlamak için.
 

Geçtiğimiz günlerde bu amaçla onca yol kat ederek gelen 7 Fransız balıkçı teknesi Rainbow Warrior’un bağlı bulunduğu limana yakın demirleyerek, avın başlaması için havanın düzelmesini beklemeye başladılar. Bu teknelerden iki tanesi Greenpeace’in geçen hafta Fransa’da limandan çıkmalarını eylem yaparak geciktirdiği tekneler. Bu, orkinoslar ve balıkçılar arasında bir zaman yarışı. Bu yıl ilk kez olarak ICCAT (Uluslararası Atlantik Orkinoslarını Koruma komisyonu) avlanma sezonunu 1 ay ile kısıtladı. Geçtiğimiz yıllarda bu süre yaklaşık 6–8 ay civarında iken geçen yıl 2 aya, bu yıl 1 aya indirildi. Bu değişim özellikle Greenpeace gibi organizasyonların ve bilim insanlarının yürüttüğü çalışmalar sayesinde gerçekleşti.

Greenpeace, 1999 yılından beri bu canlıların denizlerden yok olmaması için yoğun bir şekilde çalışıyor. Her yıl Akdeniz’e açılarak yasadışı ve aşırı avlanma örneklerini tespit edip raporladı. Bu örneklere Türk balıkçıları da dâhildi. Greenpeace yaptığı eylemler ile gerek yetkilileri eyleme çağırdı, gerekse kamuoyunu bilgilendirdi. Bu çalışmalar, defalarca pek çok uluslararası platformda kanıt olarak kullanıldı ve kullanılmaya devam ediyor. Ancak bu çalışmalar sonucu elde edilen önemli bazı gelişmelere karşın orkinoslar için tehlike hala kapıda.

Mavi yüzgeçli orkinoslar, 700 kg ağırlığa ve 3 metreye varabilen uzunlukları ile denizlerin kralı unvanını hak ediyorlar. İnanılmaz hızlara ulaşabilen bu balıklar, aynı zamanda deniz ekosisteminin özelikle de Akdeniz’in en üst yırtıcılarından biri olarak ayrı bir öneme sahipler. Ama orkinosları suşi ve saşimi pazarı da fazlasıyla seviyor ve üstelik bir tek balığın değerinin 100,000 ABD dolarına vardıracak kadar… Ve böylece orkinoslar böylesine büyük bir pazarın kurbanı haline geliyor.

Ne yazık ki bu avcılığa ve pazara dâhil olan Akdeniz ülkeleri, yıllardır bilim insanlarının ısrarlı uyarılarını göz ardı ederek, son derece yetersiz olan kurallara bile uymayarak, yasadışı ve aşırı avlanmanın devam etmesine göz yumdular. Her yıl izin verilen kotaların en az 2–3 katı avlanarak, yaşa dışı gözlem uçakları kullanarak, gerçek avlanma miktarlarını bildirmeyerek. Gelinen durum ise içler acısı; 2009 Kasım ayında en son verilen bilimsel tavsiyelere göre, 2023 yılına dek stokların iyileşme şansının %50 bile olabilmesi için avlanma miktarının 8,000 tonu geçmemesi gerekiyordu – Ancak AB, Akdeniz’de avlanan ülkeler ve Japonya 13,500 tonluk bir av kotasının kabul edilmesi için ellerinden geleni yaptılar.

Ardından da orkinoslar için tek umut olan CITES (Soyu tükenmekte olan türlerin uluslararası ticareti konvansiyonu) toplantısında Monako’nun sunduğu öneriyi reddederek, yani mavi yüzgeçli orkinos etinin ticaretinin yasaklanmasını engelleyerek, bu canlının ölüm fermanını imzaladılar. Bundan sonrası ise orkinosların ve bu balıkçılığın sonsuza dek bitmesini beklemek mi? Yoksa acil eyleme geçmek mi?

Elbette balıkçılık insanlığın en eski ve önemli gıda kaynaklarından biri olarak devam edecek, ama sürdürülebilir olduğu sürece. Mavi yüzgeçli orkinos avcılığı, dünyadaki balıkçılık yönetimlerinin nasıl başarısız ve sorumlulukları altındaki bir türü korumaktan aciz olabildiklerini gösteren en iyi örneklerden biri oldu. Ne yazık ki insanoğlu kar ve çıkarlarını her şeyin önünde tutabiliyor hala. Aynı canlının bir diğer çok önemli üreme alanı olan Meksika Körfezi’nde yaşanan petrol felaketi ise bir başka insan yıkımı!

Evet, bugünlerde mavi yüzg〠浣〠瑰㸢ﱂﱴﱧ潤慬琿洿欠棢攠政汫ⱥ欠棢㬲6tContentIDeçli orkinos olmak hiç de iyi olmazdı.

Bir cevap yazın