Olimpik Hayal?

Olimpik Hayal?

Hayallerimiz gerçek olacak mı? Birçok vatandaşımız ‘bu da nereden çıktı’ şeklinde tepki gösterirken 2020 Yaz Olimpiyat Oyunları için İstanbul, aday kent olarak kabul edildi. Kararın verildiği yer Kanada…

Bu demektir ki, İstanbul bu yarışın güçlü bir tarafıdır, 7 Eylül 2013 tarihinde gururlu biçimde büyük olasılıkla Tokyo ve Madrid’i geçerek ipi göğüsleyecektir. Kararın verileceği coğrafya galiba Arjantin olacak.

Dünya, Wright Kardeşlerin uçağı bulmalarından itibaren küçülmeye başladı. Sınırlar komşu oldu. Geçmişte hayal ettiğimiz kent ve ülkeler günümüzde birkaç kez gidip – gelinen yerler haline döndü. Spor dünyayı kucakladı, özellikle futbol kaçınılmaz biçimde tüm sporları arkasına aldı, kitleleri peşinde sürükledi.

Ama Olimpiyat Oyunları bir başkadır. Özellikle atletizm yarışları nefeslerin tutularak izlendiği mücadeleyi sergiler. Olimpik branşların tümünde inanılma sürprizlerin de yaşandığı sonuçlarla karşılaşılır. 2020’ye adayız, Akdeniz Oyunları’ndan başlarsak son yıllar içinde düzenlediğimiz yaz ve Kış Üniversite Spor Oyunları, basketbol ve voleyboldaki dünya ve Avrupa şampiyonaları, Olimpik eleme karşılaşmaları, tüm sporlardaki kıta karşılaşmaları televizyonların desteği ile birlikte Türkiye’yi tanınır duruma getirdi.

80’li yılların hemen başında bazı branşlarda çok sayıda yabancı uzmanlar getirmişti Türkiye. Gelen her hocanın ilk söyledikleri Olimpiyatları gerçek bir arena olduğu ve her ülkenin bu karşılaşmalara hazırlanması gerektiğinin mutlaka anlatırlardı. Bu yüzden antrenman planlamaları her zaman en fazla 4 yıllık periyotları kapsardı. Hatta hangi yaş gruplarının bir sonraki oyunlarda yarışacağının belirlenmesini isterler, onların antrenman programlarından yola çıkarak tahminde bulunmaya çalışırlardı.

Gelelim şansımızın düzeyine: Tokyo daha önce oyunları düzenledi. 1964 yılında idi. O zamana kadar Japon vatandaşları yurt dışına gezmeye çıkamıyorlardı. Bu tarihten itibaren özgürlüklere kavuşuldu. Geride kalan 30 yıla baktığımda, gerçekten dünyanın neresine gitsem her havalimanında mutlaka Japonlarla karşılaştım.

Madrid, ağırlığı Katalan olmayan bir kent. İspanya 1992’de Barcelona’da oyunları düzenledi. Kentin eski halinden yeni haline dönüşümü hâlâ dillerde dolaşır. Görüntüleri de etkileyicidir. O zamanın IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi) Başkanı Barselona için iyi bir kulis yaptı hatta başkanlığını kullandı deniliyor. Ama öncesine baktığımızda yanılmıyorsam en 13 yıl bu oyunları alabilmek için o kent çok mücadele etti.

İstanbul… Bir Bond filminin çekilmesi olay haline getirildi. Dedikodusu bitmek bilmiyor. Çekimleri esnasında çöl kumlarının etkisinde kalıp, herkesin kafasında yarattığı şark coğrafyası ortaya çıktı. Buğulu, gizemli ve entrika kılıklı bir gündü… Film şirketi para verse böyle bir atmosfer yaratmazdı. Umarım kendilerine en az 3 milyar Amerikan Doları ödeyeceğimiz şirketler bizim için iyi lobi faaliyetlerinde bulunurlar da alnımızın (pardon, paramızın) akı ile bu işin üstesinden geliriz. Sakın bunu eleştirmeye kalkmayın, bu durum diğer adaylar için farklı değildir. Olimpiyatlarla beraber yeni geçim kaynakları ve şirketlerinin çıkması kadar doğal bir şey olamaz.

Olimpiyat bize ne kazandıracak dersiniz? Aslına bakılırsa çok şey ama bunun için algı yaratımı ve yeni irade sellerine ihtiyacımızın olduğu unutulmamalıdır. Biz sporcularımızı keşfettiğimizde, onları iyi koşullarda iyi antrenörlerimizle baş başa bırakmayı sağladığımızda başarı kendiliğinden gelecektir.

Bir Cevap Yazın