İshakpaşa Sarayı

İshakpaşa Sarayı

ishakpasa sarayi

Taş işçiliğinin nadide örneklerini barındıran İshakpaşa Sarayı, Doğubayazıt sınırları içerisinde yer alıyor. İlçenin 5 km doğusunda bulunan saraya Kars, Ağrı ya da Erzurum gibi çevre illerden ulaşılabilir. 1685 yılında Çıldıroğulları Hanedanı’ndan II. İshak Paşa’nın babası Çolak Abdi Paşa tarafından yaptırılmaya başlanan saray, 1784 yılında İshak Paşa tarafından tamamlanmış.

Osmanlı İmparatorluğu’nun Lale Devri’ndeki son büyük anıt yapısı olan saray bir dağın yamacındaki dik ve kayalık bir zemin üzerinde inşa edildiğinden uzaktan görkemli bir kaleye benziyor daha çok. 7.600 metrekarelik bir alan üzerine kurulan binanın duvar yükseklikleri 12 – 15 metreyi buluyor. Sadece doğu cephesi bir düzlüğe bakan sarayın giriş kapısı da burada yer alıyor. Dağı tırmanarak girişe dolandığınızda ince taş işçiliği ile bezeli bu yüksek giriş, görkemiyle hayranlık uyandırıyor. Geçmişte ana girişte yer alan som altından kapı ne yazık ki 1917 Rus İhtilalı’nda Moskova Müzesi’ne taşınmış.

ishakpasa sarayi figur

Osmanlı, Fars ve Selçuklu uygarlığının mimari üslubunu bünyesinde toplayan saray daha çok bir külliye özelliğini taşıyor. İshak Paşa Sarayı da diğer Türk sarayları gibi iç içe geçen iki avluyu çevreleyen binalar kompleksi şeklinde planlanmış. Selamlık dairesi, aşevi, hamam, harem dairesi, cephanelik, mutfak, fırın, zindanlar, bir cami ve türbeden oluşan binalar kesme taşlardan yapılmış. Bu taş yapının önemli bir özelliği de o yıllarda bile kalorifer tesisatıyla ısıtılıyor olması.

Sarayın ikinci avlusunda bulunan kesme taştan iki katlı sekizgen türbe, Selçuklu türbe mimarisi geleneğine uygun olarak kümbet şeklinde yapılmış. Çolak Abdi Paşa ve İshak Paşa ile yakınlarının yattığı türbenin duvarlarında çiçek desenleri ve geometrik motifler oyulmuş.

ishakpasa

Yaygın inanışa göre İshakpaşa Sarayı’nın bir özelliği de tüm kültürlerde yer bulan bir kavuşamama öyküsüne, yani Ağrı Dağı efsanesine ev sahipliği etmesi.

Restorasyonu 1958 yılından beri süren sarayın çatısı zaman içinde tamamen çöktüğünden yeniden yapılıyor. Bazı odalar ve avlularda camla kaplanan çatıdan giren ışık duvarlardaki geometrik oymalar ve çeşitli formdaki işlemeleri aydınlatarak bu taş binaya sıcaklık veriyor. Sarayın pencere boşluklarından dağın yamacında yer alan Doğubayazıt’a ve Ağrı Dağı’na uzanıp giden yeşil düzlüklere başınız dönmeden bakabilirseniz eğer, manzara olağanüstü. Aylardan temmuzsa, siz de benim gibi Kars’a giderken yolunuzu Çıldır gölüne düşürürseniz hele, yeşilin bin bir tonu arasında çiçeklerin pembesi, sarısı, moru, bu kır manzarasını daha da olağanüstü kılacaktır.

Yazı ve fotoğraflar: Gültürk Köroğlu

 

 

Bir Cevap Yazın