Helsinki’de Bir Ada; Suomenlinna

Helsinki’de Bir Ada; Suomenlinna

Güne yağmur sesleri ile uyandım. En sevdiğim ses yağmur sesi ile… Yağmur yağarken herkes sığınacak yer arama telaşına kapılırken bende tam tersi duygu uyandırır yağmur. Dışarıya çıkmak, altında yürümek toprağın kokusunu içime çekmek, doğanın canlanışını hissetmek inanılmaz keyif verir bana…

Bu anın kaçmaması için hızlıca hazırlanıp, dışarıya attım kendimi. Ama dışarıya adım attığım an telaşla yağan yağmur yağdığı gibi hızlıca durup yerini güneşli havaya bıraktı. Oldu mu yani şimdi diye söylenip montumu çıkardığımda birden rüzgâr esti, arkasından bir yağmur tekrar geri geldi. Mont çıkart, mont giy, şapka tak, şapka çıkart şeklinde yürürken içimdeki aksak ritmime ayak uyduran hava durumu ağzımda potporiye dönüştü. Ayaklarım ise; görülmesi gereken yerlerin çokluğu nedeniyle kararsız bir o yana bir bu yana nerden başlayacağını bilemez durumda yalpalamakta iken, en nihayet kararını verip şehir merkezine Pazar Meydanı’na doğru yöneldi.

Helsinki’de öncelikle görülmesi gereken yer olarak tavsiye edilen en ünlü tarihi ve turistik mekânı, UNESCO Dünya Miras Listesi içerisinde yer alan Suomenlinna Adası’nı ve üzerinde yer alan Suomenlinna Kalesi’ni görmeye karar verdim.

Şehir merkezinde Pazar meydanının kıyısından, her saat başı adaya kalkan bir vapurla kişi başı gidiş dönüş 6,5 Euro ödeyerek, 15 dakikalık bir vapur yolculuğu ile ulaştım Suomenlinna (Fin Adası) Adası’na.

Suomenlinna Adası’na ulaştığımda görkemli bir kale karşıladı beni… Kale, 1991’de UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ne girmiş. Finlandiya’yı egemenliği altına alan İsveç, kalenin yapımına 1748’de başlamış. Dört yılda bitmesi düşünülürken, 40 yıldan uzun sürmüş. Kale,1790’da Rus bombardımanına direnmiş. Ruslar daha büyük güçle 1808’de yine saldırdığında yedi gün direnen kale komutanı Carl Olof Cronstedt, müzakere masasına oturmuş. Ve Ruslar, Finlandiya’yı ele geçirmiş. 6 Aralık 1917’de bağımsızlık ilan edilene kadar bu durum böyle sürmüş. Ertesi yıl iç savaş çıktığında, ada tutsak solcular için toplama kampına dönüştürülmüş ve çoğu burada açlık ve hastalıktan ölmüş.

Suomenlinna aslında birbirine çok yakın dört adanın köprülerle bağlanmasıyla tek ada haline gelmiş. Bu ada için Kuzeyin Cebelitarık’ı deniyor. Gerçekten de konumu nedeniyle, tarihte Cebelitarık ya da Çanakkale kadar önemli rol oynamış.

Adanın parkları ve yürüyüş yolları Nordic Walk denilen stilde yani batonlarla yürüyüş için sıkça kullanılıyormuş ve bu yürüyüşlere aileleri ile çocukların da katıldığı gruplar gözümden kaçmıyor.

Adanın üzerinde tarihi bir denizaltı kalıntısı, nostaljik köprüler, katakomp adı verilen tarihi toplu mezar kalıntıları ve tüneller bulunuyor.

Muhteşem bir doğa güzelliğiyle iç içe geçmiş olan kafeler, restoranlar, müzeler ve barların hoş mimarisi çok güzel görünüyor.

Adada caz, blues, klasik müzik etkinliklerinin yapıldığı posterlerin çokluğu dikkatimi çekiyor ve bunlardan birini seyredememiş olmaktan üzüntü duyuyorum. Doğanın ve tarihi kalıntıların arasında yaptığım uzunca bir yürüyüşten sonra yolum şirin bir kafeye düşüyor. Kafe ayrıca bir oyuncak müzesi. Tarçınlı kek ile bitki çayı muhteşem bir ikili olarak bana enerjimi tekrar geri kazandırıyor… Tampere’de daha geniş bir oyuncak müzesi olduğunu öğrendiğim için bu geziyi zaman yetersizliğinden Tampere’ye erteliyorum ve kaldığım yerden tarihin içinde yürümek için tekrar ada gezisine geri dönüyorum…

Ve dönüş yolu; Tarihi mezar kalıntılarının, adanın tepesinde adaya hükümdarlığını kurmuş topların, tavşan evleri (hobbit evleri)görünümündeki sığınak evlerin ve uzun tünellerin arasından geçip kral kapısına doğru ilerliyorum. Kral kapısından kraliçe edasında yürümeye çalışırken adanın sert rüzgârı beni gerçeğe savuruyor ve geçmişe döndürüyor… Gözlerimde savaş görüntüleri, kulağımda top sesleri, insan çığlıkları ve bu kez içimdeki rock ritmi ve Pink Floyd, Goodbye Blue Sky çalıyor   (Hoşçakal Mavi Gökyüzü).

 

Goodbye Blue Sky / Hoşçakal Mavi Gökyüzü

Hiç korkmuş insanları gördünüz mü?

Düşen bombaları hiç duydunuz mu?

Yeni cesur dünyanın vaatleri

Yelken açmışken, hiç merak ettiniz mi…

 

…neden koşturuyoruz sığınaklara,

Berrak mavi göğün altında!

Korkmuş insanları gördünüz mü?

Düşen bombaları duydunuz mu?

Alevler çoktan bitti

Ama acı hâlâ orada!

Hoşçakal…

…mavi gökyüzü!

Hoşçakal, mavi gökyüzü!

Hoşçakal!

Hoşçakal!

 

Hoşçakal Suomenlinna!

23Temmuz 2012, Helsinki

Bir cevap yazın