Gezi Çeşitleri

Sağlık nedeni ile ortaçağda kral ve kraliçeler dâhil İngiliz asilzadeleri güneş ve kum için Akdeniz sahillerine taşındı. Çarlık Rusya’sı ise Karadeniz’e,  XVI. Yüzyılda Karlsbad ve Baden Avrupa’nın önemli kaplıcaları olarak ün yapmıştı. Atatürk’ümüz bile bir süre Çek Cumhuriyeti’nde Karlory Vary Kaplıcaları’nda kalmıştı. Günümüzde de kontrol, tedavi veya ameliyat amacı ile Houston gibi diğer ünlü hastanelerdeki uzman doktorlara ulaşanların sayısı pek de az değildir.

 

Zoraki Seyahat: Bu grubun başında savaşlar sonrası göç gelmektedir. Türk-Yunan mübadelesi ile binlerce insan evlerinden, yaşadığı kentten ve komşularından koparıldı. Bir dönem Bulgar yönetimi Türkleri, Hitler Yahudileri, Stalin Tatar ve Ahıska Türklerini, Ruanda da kabile savaşları ise Tutsileri evlerinden geride çok acı ve gözyaşı bırakarak sürdü. 

 

Dinsel Sebepler,  yüzyıllar boyunca hem haç,  hem de kutsal yerleri ziyaret için milyonlar bir yerden bir yere hareket etmiştir. Suudi Arabistan, Türk hacılarına kontenjan bile koydu. Hindistan’da ve Nepal’de binlerce insan günlerce yürüyerek dini görevlerini yerine getiriyorlar. Hatta bazen yerde sürünerek hac bölgesine ilerliyorlar. Türkiye’de Hatay gibi kutsal topraklar ile Efes’te Meryem Ana Evi de dindar Hıristiyanları kendine çekiyor.

 

İş için:  Bir de iş adamları var,  hani ellerinde Bond çantaları çoğu kez günlük iş görüşmeleri için dünyanın dört köşesindeki farklı büyük kentlere uçarlar. Tek amaçları işlerini halledip bir an önce sıcak evlerine geri dönmektir. Genellikle evlerinde futbol maçı seyrederler.

 

Kongre Turizmi:  İnsanoğlunun görme merakı, meslek bilgisini artırmak,  meslektaşları ile tanışıp kendini yenileme isteği ile birleşince önemli bir sektör oluştu: “Kongre Turizmi”. Genelde kongrelerin ilk açılış günü kalabalık olur ileriki günlerde üyeler hızla bu yeni coğrafyayı araştırmaya başlarlar. Nasıl olsa gezi ücreti çoğunlukla çalıştıkları kurumca karşılanmıştır.

 

Seks ve Bayii Turizm; Hani Arçelik, Türkcell, Profilo, Nestle gibi büyük şirketler kendilerine çok para kazandıran genellikle Anadolu’daki bayilerini eğitim – öğretim amacıyla yurtdışına yollarlar ya. Aslında bunların masrafı bizim cebimizden çıkar. Çünkü vergiden düşerler. Büyük bölümü “bey” olan bu başarılı bayiler genellikle tüm gün ayaklarında sandalet ellerinde viski veya rakı şişesi birbirlerine otel lobisinde şu soruyu sorarlar; “Senin makinan nasıl çalışıyor, bugün kaç iş gördün”? Maalesef bu tuhaf turizm sektörünün son merkezi onurlu Küba oldu. Salyaları akan göbekli 60-70’lik adamların kucağında 16 – 17 yaşında kızları görmek beni çok üzdü. Ama benden daha da fazla üzülen biri daha var. O da Kübalılar için Bolivya kırsalında vurulan “Che Guevara”.  Herhalde Che’nin,  Küba’nın  Santa Clara kentindeki anıt mezarında kemikleri sızlıyordur. Cinsellik konusundaki farklı fantezi arayışları, özellikle batılı erkeklerin kıtalararası yolculukları göze almalarına neden olmakta. Eski Doğu blok ile Uzakdoğu ülke gezileri erkeklerin hayallerini süslemeye sürdürmekte. Cinsellikten kazanç sağlamak isteyen eski Doğu Bloku kadınlarının da bu konudaki hareket becerilerini yabana atmamak gerekir. Konuya olumsuz açıdan yaklaşanlar da var. Bugnicourt gibi; “Turizm tek başına fahişeliği, alkolizmi, eşkıyalığı doğurmaktadır ve onları etkilediği yaygınlaşmasını sağladığı yadsınamaz’’.  

 

Akraba ziyareti:  Aileleri yola döken bir faktörde aile bağları ve akraba ziyaretidir. Gerçi artık evlerin küçülmesi, ailede herkesin çalışması ve boş zamanın azalması eskisi gibi uzun süreli akraba ziyaretleri sınırlamıştır.

 

Eğitim için çok sayıda öğrencimiz başta ABD ve Avrupa olmak üzere dünyanın dört bir köşesinde özellikle üniversite veya yüksek lisans eğitimine devam etmektedir. Ayrıca Avrupa Birliği Projeleri, staj veya farklı kurslar veya lisan öğrenmek nedeniyle yollara düşen gençlerin sayısı da az değil.

 

Spor: Uluslararası spor karşılaşmaları da farklı coğrafyalara geziler için önemli bir neden olmaktadır. Bir defasında İstanbul’dan Havana’ya uçarken Türk Milli Voleybol Takım’ımız ile birlikteydik. Kübalı olan antrenörümüz takımını kendi ülkesinde kampa götürüyordu. Beni tanıdılar, birer ikişer sorular yöneltmeye başladılar. Aslında ben bu sporculardan şöyle sorular beklerdim; ‘’Hocam, Küba’da nereleri görelim?, ‘’Zamanımızı daha iyi nasıl değerlendirelim’’? gibi. Ama gelen sorular şöyleydi; ‘’Nerede “hanım” buluruz’’?,  ’Nerede güzel ve lüks yemek yenir’’?. Tabii bir de takımı ile birlikte tüm deplasmanlara giden cebindeki tüm parasını bu uğurda rahatça harcayan futbol fanatikleri de var. 

 

Askerlik ve Fetihler: Osmanlı İki milyon kilometre kare coğrafyayı hükmetmiş. Gitmiş, yenmiş ve toprakları kendine bağlamış. Devşirme gençleri elinde tuttuğu coğrafyalarda görevlendirmiş ve tabii vergi de almış. Ama bence bulunduğu bölgeleri yeterince tanımamış ve araştırmamış. Hoşgörü ile hareket etmiş. Gençlerimiz halen yurdumuzun değişik yörelerini gene askerlik hizmeti sırasında görüp tanıyorlar.

 

Devlet Memurları, bankacılar, emniyet ve doktorlar: Devlet sektöründe çalışanlar bildiğiniz gibi mecburi hizmet veya görev gereği atama sayesinde yurdumuzun hemen hemen  her köşesinde ailesi ile beraber  bir süre yaşamaktadır.

 

Doğal Afetler: Deprem, sel, toprak kayması veya volkanların harakete geçmesi hatta tsunami gibi doğal afetlerde insanların bir farklı coğrafyaya zorunlu göç etmelerine neden olmuştur.

 

Ev içinde seyahat: Geçmişte farklı yerlerden edinilen anı eşyalarının ev içindeki seyri, bizi geçmişin tekrarı, hoş bir düşsel geziye çıkartır. Kişi için anlamlı olan eşya ve birikimler kişiyi evine de bağlar. Xavier De Maistre “Odamda Seyahat” adlı kitabında böyle bir yolculuğa çıkanlardan; “Vakit gece yarısını geçince evin içinde yürüyüşlere çıkıyorum, bazen bir durmuş bir saatte, bazen küçük bir bibloda molalar verip her birinde bir başka serencamın izlerini keşfederek, her eşyanın ancak gecenin yalnızlığında açtığı kapılardan, başka zamanlara, başka dünyalara geçiyorum.”

 

Elbette bunların hiçbiri hakiki gezgin değil. Hakiki gezgin sadece “gezmek” için yola çıkandır. Onun işi budur. Ya siz hangi gruba aitsiniz?