Gediz Deltası’nın Bitkileri Araştırılıyor

Gediz Deltası’nın Bitkileri Araştırılıyor

Tuzlu, tatlı ve acı su ekosistemlerini içeren sulak alan özelliği ile canlı çeşitliliği açısından adeta bir açık hava müzesi olan Gediz Deltası; 289 kuş türünün yanı sıra geniş bir bitki çeşitliliğine de ev sahipliği yapıyor.

Gediz Deltası kum bantlarından, tuzcul çayırlıklara, sazlıklardan geçici ıslak çayırlara ve tepelerinde makiye kadar pek çok farklı özelikte yaşam alanı içeriyor. Akdeniz bitki coğrafyasının hâkim olduğu deltada flora esas olarak tek yıllık otsu bitkiler, az ölçüde çok yıllık otsu bitkiler ile odunsu bitkilerden oluşuyor. Deltada bulunan 300’ün üzerinde bitki türü arasında endemik yani sadece ülkemizde yaşayan türler de bulunuyor.

Sulak alanlar insan ve tüm doğa için çok önemli roller üstleniyor: bulundukları bölgede su rejimini dengelemek ve fırtınalara karşı koruma sağlamak; taşkınları önlemek; sulardaki toksin ve zehirleri maddeleri arıtmak; iklim stabilizasyonunu sağlamak; bulunduğu bölgede balıkçılık, tarım, hayvancılık gibi geçim uğraşları için bereket kaynağı olmak; sosyal ve kültürel yaşam için vazgeçilmez bir rol oynamak. Gediz Deltası örneğinde görüldüğü gibi sulak alanlar aynı zamanda yeryüzünde biyoçeşitlilik açısından en zengin alanlardan biridir. Sulak alanların koruma stratejilerinin belirlenmesinde ise biyoçeşitlilik açısından en önemli unsurlardan biri olan bitki türlerine ilişkin gerekli verilerin toplanması, tür ve ekosistem düzeylerinde izlenmesi çok önemli rol oynamaktadır.

Bitki habitatlarının araştırılmasının Gediz Deltası’nı korumak açısından çok önemli olduğunu belirten Doğa Derneği Genel Müdürü Engin Yılmaz, yaptığı açıklamada “Gediz Deltası, içinde yaşayan bitkileri, insanı, kuşu, atları ve barındırdığı farklı habitatlar ile benzersiz bir alan. Bizim bu alanı bugünkü değerleriyle geleceğe bırakma sorumluluğumuz var. Bunu yapabilmek için önce alanı anlamamız, tanımamız ve gözlemlememiz gerekiyor. Dünyadaki canlı türleri eşi görülmemiş bir hızla yok olurken bu araştırmada olduğu gibi bilimsel yöntemler ile yerinde koruma çalışmaları çok önemli bir rol oynamak ile birlikte bu kötü gidişe dur demenin gerçek yolu ise yaşam biçimi nedeniyle insanlarla doğa arasında zayıflayan ilişkiyi yeniden kurmaktan geçiyor” diye konuştu.

Doğa Derneği, İzmir Kuşcennetini Koruma ve Geliştirme Birliği ve Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürlüğü ile birlikte Gediz Deltası’nın korunması için çalışan Tour du Valat Biyoloji İstasyonu sulakalan uzmanları koordinasyonunda gerçekleşen araştırmada elde edilen bilgiler önümüzdeki günlerde kamuoyuna açıklayacak.

Bir cevap yazın