TEM
27
‘Bizim Kadınımız Sığınamaz’

Başbakan, geçtiğimiz hafta, kadın STK’larıyla toplantı yaptı. Kadınları dikkatle dinledi ve her türlü öneriyi reddetti. Toplantı yedi saat sürdü. Kadınların sorularına sert, soğuk ve kesin yanıtlar verdi. Kadınlar, barışçıl, kapsayıcı bir üst dil yaratmanın gereğine işaret ettiklerinde de ‘uysal koyun olmadığını, tokat için öbür yanağını çevirmeyeceğini, sultanlarında çevirmediği’ örneğiyle yanıtladı. Kadınlar barışa vurgu yaparken, o “Tüm ülkelere yerli silah sanayi gerek” dedi.
Açış konuşmasında Arjantinli kadınların barışa katkısını örnek verdi. Bosna katliamının yıl dönümündeki konuşmasında da kadınlara dair çok güzel sözler söylemiş, umutlandırmıştı. Ama cumartesi annelerini tanımadığını, elinde onlarla ilgili istihbaratlar olduğunu söyledi. İki gün sonra da 12 Eylül'de idam edilenler için gözleri doldu. Oysa Cumartesi anneleri, o gençlerin anneleri değil miydi?
Konuşma sürerken, Türkiye'yi ekonomik yükten kurtarmak, imajını düzeltmek, vatandaşın kendi ülkesinde çözüm aramasını sağlamak için AİHM başvuru hakkının sınırlanıyor olmasını birinci ağızdan öğrendik.
Başbakan, konuşmasının devamında, annelik rolüne yaptığı aşırı vurguyu kadınlar eleştirdi. Başbakan ısrarını sürdürerek, kadın erkek eşitliğine inanmadığını söyledi. Ancak iki cinsin birbirini tamamladığını anlattı. Osmanlı zamanında nüfus sayımında, erkeklerin ve atların sayıldığını, kadınların sayılmadığını anımsadım nedense. Bir de bir erkeğin verdiği ilanı anımsadım. “Toplum hayatında iyi görünen, kendi evinde cehennemini yaşayan bir kadın istiyorum” diyordu. ‘Bizim erkeklerimiz ne kadar da samimi!' diye düşündüm.
Kadın bakış açısından yoksun, erkeğin gölgesine alışmış bir kadın söz alarak, “Çocukların bakımı annenin sorumluluğundadır. Kreş eken, huzurevi biçer, kadından anneliği kaldırırsanız, geriye ne kalır?” dedi. Zaten kadınların gelenek taşıyıcısı olmaları bu sistemin ana direği değil midir? Kadınlar istese, dayanışabilse, haklarının farkına varsa bu dünyada neler değişmez ki?
Toplantının devamında, kadınlar “Sığınaklar yetersiz” deyince de yine Başbakan, “Bizim kadınımız sığınamaz” diyor. Bu, eskilerin dediği gibi ‘Duvağıyla girer, kefeniyle çıkar' mantığından başka ne olabilir? Dövülse de, öldürülse de sığınamaz. ‘Sığınacak yeri olmamalı. Bizden bunu beklemeyin, sizin yeriniz kocanızın evidir' denmek istenmektedir.
Kadının hâlâ erkeğin kaburga kemiğinden yaratıldığına inanan, onun hizmetinde kuluçkaya yatan anaç tavuk gibi düşünen, erkeğin alıp satabileceği, değiştirebileceği, isterse birkaçını aynı eve toplayıp kullanabileceği bir yaratık olarak kabul eden, bazı ülkelerin sistemleri, kadın farkına varsa kaç gün yaşayabilir?
Konuşulacak çok şey var, ama şu dizelerle bitirmek istiyorum.
“Ben kadınım,
Âdem'in kemiğinden,
Toprağın çamurundan olmadım.
Âdem, benim rahmimde,
Tohum gibi filizlenerek büyüdü.
Gül memelerimden sütü o içti.”
Kamile YILMAZ Diğer Başlıklar
- Mine Çiçeği
- Deniz Mevsimi
- Sağlıklı Yaşam
- Yaylalar
- Söz Bilincin Kıyısıdır
- Gülnazları Kurtarmak
- Hepimiz Özgür Oluncaya Dek Kadınlar Yürüyecek
- Bilinç ve Sağlık
- Barış Anlatımları
- Havada Bahar Kokusu Var
- Yüz Yıllık Yol
- Gece Çığlıkları
- “Bu Dünyadan Nazım Geçti”
- Aşkı Memnu
- Ah Bu Kadınlar
- Kayıp Çocuklar
- Tavşankanı Çay
- Eski Yılın Ardından
- Kafalar Arasındaki Mesafe
- Ülke Çürüyor mu?
Yorum Yaz
Yorumlarınız site yöneticisi tarafından onaylandıktan sonra yayına girmektedir.
Lütfen Dikkat:
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum:... ip adresimin kaydedileceğini
... adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını
... yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu
... yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini
bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım
Yorum Oku
Yorumlarınız site yöneticisi tarafından onaylandıktan sonra yayına girmektedir.
erkankamile hanım yazılarınızı özenle ve zevkjle okuyorum ama bu yazınızı acıkca beğenmedim.makale türü yazılarınızı yorumlarınızı çok ama çok beğeniyorum ama başbakan öyle dedi böyle dedi bunları boş verin ya nederse desin siz kendi işinize bakın siyasi gibi geliyo.sonuçda her görüşde insanlar sizi seviyo ve yazılarınızı okuyo ne güzel.mesela havada bahar kokusu var bu yazınız çok ama çok güzel.




















