Bilecik Coğrafyası Üzerine Düşünceler (1)

Bilecik Coğrafyası Üzerine Düşünceler (1)

Bilecik, Türkiye coğrafyasının idari bölümlere ayrışmasında ‘Marmara’ olarak isimlendirilen coğrafi bölge içerisine alınmış. 1941 yılında, I. Coğrafya Kongresi’nde alınan kararlarda ilçe, il, bölüm ve bölge sınırları belirlenirken zaman zaman coğrafi değerlerin dışında kültürel ve idari değerlerin ön plana çıktığını görüyorum.

Dönemin şartlarında yapılan çalışmaları günümüz şartlarında eleştirmek doğru değil. Ancak düşüncelerimizi açıklamamızda da hiçbir sakınca yoktur sanırım. Yılların bilgi ve deneyimine dayanan tecrübelerimin ışığında Anadolu coğrafyasında ‘Marmara’ olarak isimlendirilen bir coğrafi yapının bulunmadığını ve kapsadığı alanın da farklı coğrafyalar içerdiğini düşünüyorum. Bu konu ile ilgili olarak önümüzdeki günlerde Anadolu coğrafyası üzerine düşüncelerimi aktaracağım. Özetle; ‘Marmara’ olarak isimlendirilen bölgenin Karadeniz ve Ege bölgelerinin bir uzantısı olduğunu düşünüyorum.

Köroğlu Dağları
Gelelim Bilecik’in coğrafyasına. Bu yılın başından itibaren Bilecik coğrafyası üzerine ekip olarak çalışmalar yapıyoruz. Daha önce Pazaryeri üzerine ekip olarak yaptığımız çalışma dışında Sırtçantam ekibi olarak tanımadığımız ve tanıdıkça hayretler içerisinde kaldığımız bir coğrafya ile karşı karşıyayız. Bilecik’in merkez ilçesi içerisinden araçla transit geçen insanlarda bu coğrafyayı tanıma fırsatı bulsalar bize katılacaklarına eminiz. Üç aylık çalışmanın ışığında Bilecik coğrafyasının belirleyici özelliklerini özetleyecek olursak; ilk olarak Sakarya Nehri’nin ilin coğrafyası üzerinde etkili olduğu açıkça görülüyor. Nehir, Köroğlu Dağları ile Sündiken Dağları’nı da birbirinden ayırmış. Köroğlu Dağları’nın batı ucu (Yenipazar, Gölpazarı ve İnhisar), ilin en belirleyici bölümü. Köroğlu Dağları sönmüş bir volkan dağıdır ve bunun izleri alanda net olarak görülebiliyor.

Sakarya Nehri
Sakarya Nehri 824 km uzunluğu ile Kızılırmak ve Fırat Nehri’nden sonra Anadolu’nun üçüncü en uzun su kaynağıdır. Eskişehir’in Çifteler ilçesi yakınlarındaki Sakaryabaşı adı verilen kaynaktan doğar. Yazılıkaya Platosu ve Emir Dağları yakınlarından birçok kollar alarak sularını artırır. Nehir kaynağını aldıktan sonra önce güneydoğuya yönelir. Orta Anadolu bozkırlarından ve İçbatı Anadolu’nun ormanı azalmış yörelerinden geçerken bol alüvyon taşır. Bu bölgeden sonra önce kuzeye sonra batıya yönelerek Köroğlu ve Sündiken Dağları arasında dar ve derin boğazlardan geçer. Bu sahadan sonra kuzeye yönelir ve Orta Anadolu bozkırlarından getirdiği alüvyonu Osmaneli ve Adapazarı ovalarını oluşturmada kullanır. Tektonik yapısına uygun olarak ‘S’ çizer ve yukarı çığırında düzlüklerden geçtiği için ova görünümüne kavuşur. Son olarak Sakarya ilinin Karasu ilçesinin batısından Karadeniz’e dökülür. Sakarya Nehri aktığı çığır boyunca irili ufaklı birçok kolla beslenir. Bunların başlıcaları Porsuk, Kirmir Suyu, Ankara Çayı, İnegöl, Göksu ve Mudurnu Çayı’dır. Yağmur ve kar suları ile beslenen Sakarya Nehri, düzensiz bir rejime sahiptir. Bu düzensiz rejimden ötürü aşağı havzasında zaman zaman taşkınlara neden olur. Nehrin en yüksek su akımı Nisan, en düşük su akımı ise Ekim ayıdır. Sakarya Nehri, İnhisar ilçesi yakınlarında Bilecik topraklarına girer; kuzey-güney yönünde akarak ili doğu ve batı olmak üzere iki parçaya böler. Vezirhan’ın kuzeyinde Karasu Deresi, Osmaneli ilçesi yakınlarında da Göksu Çayı’nı alarak kuzeye yönelir. Yaklaşık onda birlik kısmı (80 km) Bilecik sınırları içinde akar. Ortalama debisi 100 m³/sn, ortalama derinliği 1,5 metre, en fazla derinliği ise 5 metre kadardır.

Karasu
Karasu, Bozüyük’ten doğar. Bilecik merkez ilçe sınırları içine Karasu Boğazı’ndan girer. Bu noktadan 500 metre sonra Vezirhan’da Sakarya Nehri’ne kavuşur. Debisi düzensizdir.

İklimlerim ve bölümlerin kesişim noktası
Bilinen ve kabul görmüş tanımlar üzerinden kentin coğrafyasını anlatacak olursak Bilecik, Marmara Bölgesi’nin güneydoğusunda Marmara, Karadeniz, İç Anadolu ve Ege bölgelerinin kesişim noktaları arasında bulunmakta. Doğudan Bolu ve Eskişehir güneyden Kütahya, batıdan Bursa, kuzeyden Sakarya illeri ile çevrili. İl, 4321 km²’lik alanı ile Türkiye’nin küçük illerinden biri ve alan sıralaması bakımından 65. sırada yer almakta. Bilecik yüzölçüm olarak küçük görülebilir ancak dört bir yanında farklı doğal değerler bulunmakta. Sahada çalışmalar yaparken ekibimize çok geniş bir alan gibi geliyor.

Bilecik’in doruğu; Kala Dağı
Dağlarlar il topraklarının %32’sine yakın bir bölümünü kaplıyor. Yani ilin 1/3’ü dağlardan oluşuyor. Dağ olarak tarif edilen bu alanların tamamı tepe görünümünde. İlin en yüksek noktası Bozüyük ilçesinin güneybatısında yer alan Domaniç Yirce Dağları silsilesi üzerindeki 1906 metrelik yükseltisi ile Kala Dağı’dır. Silsile üzerinde Kala’nın Uludağ gibi bir sivri görüntüsüne rastlamıyoruz. Ama bitki varlığı Uludağ ile benzer özellikler taşıyor. Diğer önemli yükseltiler Yircetepe (1790 m), Metristepe (1300 m), Göldağı (1284 m), Kızılcaviran (1250 m), Osmaniye (1210 m), Ahi Dağı (1100 m), Dokuz Öküz Tepesi (1150 m), Ballıkaya (1050 m), Kızıltepe (990 m), Avdan Dağları (926 m), Paşa Dağları (922 m), Kurudağ’dır (805 m).

Dik ve derin vadiler
Bilecik’in toprakları genel olarak tepelik alanlar, dik ve derin vadilerle yarılmış aşınım düzlükleri şeklindedir. Kuzey Anadolu kenar dağları yani Karadeniz dağlarının başlangıç merkezi, İç Anadolu platolarının başlangıç yeri, Marmara Bölgesi’nin ise kıyı ve akarsu çanak tabak ovalarının sona erdiği alanlarının tamamı ilin sınırları içerisindedir. Kuzey Anadolu dağlarının denizden içeriye doğru ikinci serisi olan Köroğlu Dağları ilin topraklarında başladığından arazinin batıdan doğuya doğru birden yükselmesine neden olur. Bozüyük Ovası ve Sakarya Nehri ile kuzey-güney yönünde iki bölüme ayırır. Dağlar bu ırmağın her iki yakasında devam eder. Genellikle Sakarya Nehri boyunca uzanan çok geniş olmayan düzlükler şeklinde ovalar il topraklarının %7’lik bir bölümünü kaplar. Ovalar akarsuların dar ve derin vadilerden akarken parçaladıkları arazilerden taşıdıkları verimli alüvyonları son bölgelerinde biriktirmelerinden oluşan ovalarıdır.

Bozüyük, Gölpazarı, Osmaneli ve Pazaryeri Ovaları başlıca düzlük alanlardır. Bu alanlarda öylesine meyve ve sebzeler üretilir ki şaşmamak elde değil. Bilecik’in örtü altı tarımsal üretimdeki konumu daha geniş olarak değerlendirmek lazım. Kentte üretilen tarımsal değerler İstanbul’un ihtiyaçlarının tümünü karşılayacak büyüklükte.

İsmail Şahinbaş

Bir Cevap Yazın