Avrupa Birliği’nden Greenpeace’e cevap

Hükümetin, Enerji Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na bağlı EÜAŞ aracılığıyla önce Rus Atomstroyexport ile daha sonrasında Koreli Kepco ile ihale yoluna gitmeden imzaladığı anlaşmalarla bu şirketlere çıkar sağlamasından sonra Greenpeace konuyu, bir mektup ile Avrupa Birliği’ne taşımıştı. AB adına Jean-Christophe Filori imzasıyla gönderilen cevap mektubunda hükümetin bu tutumunun katılım müzakerelerinde masaya getirileceği bildirildi.

Türkiye’nin katılım sürecinde 5. paragrafta uygulanması görüşülecek olan EU Directive 2004/17/EC’ye göre, ihale yapmadan stratejik bir ortak seçerek herhangi bir projeyi gerçekleştirmesine izin verilmiyor. Benzer şekilde EU Directive 11/97/EC ve Espoo Konvansiyonu’na göre komşu ülkelerin de dâhil edildiği bir çevresel etki değerlendirmesinin gerçekleştirilmesi gerekiyor. Konvansiyonlar aynı zamanda bütün süreçlerin şeffaf şekilde gerçekleştirilerek vatandaşlarla ve kuruluşlarla her aşamada bilgi paylaşılmasını zorunlu kılıyor.

Hükümetin nükleer enerji planları üzerine izlediği tutumla, sadece insan sağlığı ve doğa zarar görmeyecek, aynı zamanda ekonomi ve demokratikleşme süreci de zarar görecek.

AB’den gelen cevapta öne çıkanlar

“Mektubunuzda, Mersin Akkuyu ve Sinop nükleer projelerinde Türkiye’nin kamusal alım anlaşmaları üzerine Avrupa Birliği Mevzuatına ve çevresel etki değerlendirmeleri ve halk katılımı üzerine olan AB Çevre Mevzuatı’nın dikkate alınmadığına işaret etmişsiniz.

Söz konusu mevzuatların tamamı Türkiye’nin katılım müzakereleri sırasında gerekli uyarlamaları ve uygulamaya geçmesi gereken başlıklar. Bu başlıkların hiçbirinin uygulamasına tam olarak başlanmış değildir. Avrupa Birliği ve Türkiye arasındaki, mevzuatın belirlenmiş başlıkları üzerine yıllık alt komisyon toplantıları gibi düzenli görüşmelerde Türkiye’nin uyum sürecindeki ilerlemesini değerlendirerek Türkiye’yi uyum sürecini hızla tamamlaması için teşvik ediyoruz”.

Mektupta ayrıca Çevre başlıklı 27. Paragraf üzerine görüşmelere başlandığına ve mektubun bu başlık içerisinde “Türkiye’nin yasalarında komşu ülkeleri de dahil eden bir çevresel etki değerlendirmesinin ve halkın bilgilendirilmesi sürecini AB mevzuatı ile aynı çizgiye getirmesinin öneminin tekrar belirtilmesini sağlayan özel bir pencere açtığına” işaret ediliyor.

Benzer bir pencerenin yakın gelecekte görüşülmeye başlanacak kamusal alım başlığı içerisinde açılacağı da Jean-Christophe Filori tarafından belirtiliyor.

Bir cevap yazın