Artan Su Talebi Ekonomik ve Sosyal Sorunlara Davetiye Çıkarıyor

Artan Su Talebi Ekonomik ve Sosyal Sorunlara Davetiye Çıkarıyor

Kişi başına düşen su kaynakları açısından zayıf durumdaki Türkiye’de ilgili kuruluşlar ortak ve katılımcı bir model oluşturamazsa çevresel, ekonomik ve toplumsal sorunlar kaçınılmaz.

su-2

Türkiye’nin sanılanın aksine, su zengini değil, su fakiri bir ülke olduğu artık biliniyor. WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) yakın gelecekte su kıtlığı yaşanmaması için ilgili kurumları ortak ve katılımcı bir model oluşturmaya çağırıyor. Suyun sürdürülebilir kullanımı sağlanmazsa çevresel, ekonomik ve toplumsal sorunlarla karşı karşıya kalmamız kaçınılmaz.

WWF’nin Yaşayan Gezegen 2014 Raporu’na göre doğal yaşam alanlarının kaybı, kirlilik, sulama projeleri ve hidroelektrik santraller gibi birçok farklı etken tatlı su kaynaklarının üzerindeki baskıyı arttırıyor. Dünya nüfusunun, öngörüldüğü gibi, 2050’de 9 milyar 600 milyona ulaşması halinde, o nüfusu beslemek için tarımsal sulamanın iki katına çıkarılması gerekiyor. Bu sadece bir örnek.

Türkiye’nin en büyük tatlı su kaynakları arasında bulunan Sapanca Gölü’nde ‘su riskleri’ yaklaşımı ile yürüttüğümüz çalışmalar Türkiye’de de benzer risklerin olduğunu gösteriyor. Bölgede azalan yağış miktarlarına rağmen evsel ve sanayi su talebinin arttığı görülüyor. Sapanca Gölü’nün su seviyesi 2014 yılında, emniyetli su kullanım seviyesi için asgarî eşik değer kabul edilen 29,98 metrenin altına düşmüştü. WWF-Türkiye Genel Müdürü Tolga Baştak “Bu eğilimin sürmesi durumunda, Doğu Marmara Bölgesi’nin gayri safi hasılasının yüzde 80’ini sağlayan Kocaeli ve Sakarya illeri yakın gelecekte ekolojik, ekonomik ve sosyal sorunlar yaşayabilir. Bu iki il, bölge nüfusunun yüzde 70’ine de ev sahipliği yapıyor” diyor.

“WWF-Türkiye, sadece sorun tespiti yapan bir anlayışın ötesinde, çözümlerin ve paydaşlara düşen sorumlulukların belirlenmesine özellikle önem veriyor. Su kıtlığı, birim subaşına en yüksek katma değeri üreten sanayi ve iş dünyasının sürdürülebilirliğini de olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle, iş dünyasının farkındalığını artırmak, su koruyuculuğunda daha fazla sorumluluk üstlenmelerini sağlamak önemli” diyen Tolga Baştak, 22 Mart Dünya Su Günü’nde artan su risklerine dikkat çekti ve ilgili kuruluşları su sorunlarını katılımcı bir modelle çözmeye davet etti.

Bir Cevap Yazın